KİTABU’L-İMAN – 10

Enes (r.a.)’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:

“Ensarı sevmek, imanın alameti, Ensara buğz etmek de münafıklığın alametidir.”

Bilindiği gibi Eshab: “Peygamber Efendimizi görüp iman eden ve mü’min olarak vefat eden kimselerdir.” Eshab-ı Kiram, Peygamberlerden ve dört büyük melekten sonra, yaratılmışların en üstünleridirler.

Eshab-ı Kiramı sevmek, onlara bağlı olmak, insanlar içinden beğenilmiş, süzülüp ayrılmış olan bu çok kıymetli ve bahtiyar zümrenin hayat tarzlarına imrenip onlar gibi olmaya özenmek, Allahü tealanın en büyük ni’metidir.

Eshab-ı Kiramın herbirini büyük ve üstün bilmek, hepsine iyi gözle bakmak, herbirinin adil ve salih olduğuna inanmak, lanet etmemek, asla düşmanlık etmemek ve bir kısmını sevmek için başka sahabilere düşman olmaktan sakınmak lazımdır.

Peygamberimizin (s.a.v.), Eshab-ı Kiram’ın üstünlüklerini ve onları sevip tabi olmanın ehemmiyetini bildiren birçok hadis-i şerifi vardır.

Bunlardan birkaçını yeri gelmişken zikredelim.

Evet Peygamberimiz (s.a.v.) buyururlar ki:

“Allahü teala, bütün insanlar arasından beni seçti, ayırdı. İnsanların en iyilerini, bana Ashab olarak seçti. Bunların arasından da, bana akraba ve yardımcı olarak en üstünlerini ayırdı. Bir kimse beni sevdiği için Eshabıma hürmet ederse, Allahü teala onu her kötülükten korur. Onlara hakaret ederek beni incitenleri de incitir.”

“Eshabımı seven, beni sevdiği için sever. Onlara düşmanlık eden, bana düşmanlık etmiş olur.”

“Eshabımı severek, benim Peygamberlik hakkımı gözetiniz. Benim hakkımı böylece gözetenleri, Allahü teala, her işlerinde korur ve yardım eder. Benim Peygamberlik hakkımı gözetmeyenleri de Allahü teala sevmez. Bunların ceza görecekleri, sürünecekleri zaman pek yakındır.”

Başka hadis-i şeriflerde de şöyle buyrulmaktadır:

“Eshabımın hiçbirine dil uzatmayınız. Onların şanlarına yakışmayan bir şey söylemeyiniz. Nefsimi kudret elinde tutan Allahü tealaya yemin ederim ki, sizden biriniz, Uhud dağı kadar altın sadaka verse, Eshabımdan birinin bir müd (bir ölçek) arpası kadar sevap alamaz.”

“Ümmetim yetmişüç fırkaya ayrılacak, bunlardan yalnız biri Cennete girecektir. Bunlar benim ve Eshabımın yolunda olanlardır.”

Bu hadis-i şerifler, kati olarak gösteriyor ki, Eshab-ı Kiramı sevmek ve onlara tabi olmak, kamil imana kavuşmanın ve Allahü tealanın rızasına ermenin vesilesi olduğu, aynı zamanda Eshab-ı Kirama -velev ki bir tekine dahi olsa- buğz besleyip, hürmette ve sevgide kusur göstermek, münafıklığa ve ebedi hüsrana sebep olur.

Eshab-ı Kiram, dini hükümler konusunda en muteber otoritedir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’i Peygamberimiz (s.a.v.)’den öğrenip, kendilerinden sonrakilere öğretmişler ve açıklamışlardır. Peygamberimizin yaptıkları ve söyledikleri hakkındaki bilgiler, bunların bizzat görerek ve duyarak naklettikleri hükümler, hadis-i şeriflerin temelini teşkil etmiştir.

İslamiyette icma-ı ümmet, yani alimlerin sözbirliği, ancak Eshab-ı Kiram’ın zamanında tam ve mükemmel bir şekilde gerçekleşmiştir.

Ayrıca Eshabın her biri, dinde sözü senet, vesika, hüccet olan müctehid alimlerdendir. Daha sonra gelen müctehidlerden üstündürler.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefatından sonra, dört halife devrinde de Eshab-ı Kiram, İslam dinini yaymak, cihad etmek hususunda sözlerine sadık kaldılar. Hepsi ittifak halinde, yerlerini yurtlarını terk ile Arabistan’dan çıkıp, her tarafa yayıldılar. Gidenlerin çoğu, geri dönmeyip, gittikleri yerlerde ölünceye kadar cihad etti ve İslam dinini yaydılar. Böylece az vakitte çok memleket alındı. Fethedilen yerlerde İslamiyet hızla yayıldı.

Eshab-ı Kiram’ın hepsi adildirler. İslamiyeti bildirmekte hepsi ortaktırlar. Kur’an-ı Kerimi ilk önce onlar ezberleyip, yazarak kitap halinde topladılar. Hadis-i şerifleri de Peygamberimizden onlar naklettiler.

Peygamberlerden ve meleklerin üstünlerinden sonra, bütün yaratılmışların en üstünü olan Eshab-ı Kiram’ın herbirinin ismini hürmet ile söylemelidir. Birinin adı söylenince “Radıyallahü anh=Allah ondan razı olsun” denir. İkisi için “Radıyallahü anhüma=Allah o ikisinden razı olsun”, bir kaçı veya hepsi söylenince “Radıyallahü teala anhüm ecmain” veya kısaca: “Radıyallahü anhüm=Allah onların hepsinden razı olsun” denir.

Eshab-ı Kiram’ın herbiri bu ümmetin hepsinden üstündür. Muhammed (s.a.v.)’in Peygamber olduğuna inanan herkese, yani her müslümana, hangi ırktan, hangi milletten, hangi memleketten olursa olsun, Muhammed (s.a.v.)’in ümmeti denir. Şu anda müslümanlar O’nun ümmetidir. Eshab-ı Kiram, Şam’ı fethettikleri, şehre girdikleri zaman, Hristiyanlar bunları görünce, güzel hallerine şaştılar ve bunlar, İsa aleyhisselamın Eshabı olan Havarilerden daha üstündür diyerek yemin ettiler. Düşmanın da şahid olduğu bu üstünlük, hakikatın, gerçeğin kendisidir.

Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde: “Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız, hidayete kavuşursunuz” buyurarak hidayete ermenin, Eshab-ı Kirama tabi olmaktan geçtiğini ifade etmişlerdir.

Ayrıca yine hadis-i şerifte: “Kişi sevdiği ile beraberdir” buyrulduğundan, onları sevenler, onlar iledir. Cennette onların yakınlarında olanlar ile beraberdirler.

Ehl-i Sünnet alimleri, Eshab-ı Kiramın üstünlük sırasını üçe ayırmıştır:

1-Muhacirler: Mekke-i Mükerreme alınmadan önce, Mekke’den veya başka yerlerden, vatanlarını, yakınlarını terk ederek, sırf Allah rızası için, İslamiyeti daha iyi yaşamak gayesiyle Medine-i Münevvere’ye hicret edenlerdir.

2-Ensar: Medine şehrinde veya bu şehre yakın yerlerde ve Evs, Hazreç adındaki iki Arap kabilesinde bulunan ve Muhacirlere maddi-manevi yardımda bulunan müslümanlara denir ki, bugün ele aldığımız ve açıklamasını yaptığımız bu hadis-i şerifte, işte Ensar-ı Kiramı sevmenin iman alameti, sevmemenin de münafıklık alameti olduğu beyan buyurulmuştur.

3-Diğer Eshab-ı Kiram: Mekke şehri alındığı zaman ve daha sonra Mekke’de veya başka yerlerde imana gelenlerdir. Bunlara Ensar ve Muhacir denmez. Eshab-ı Kiram’ın en üstünleri, ilk dört halife olan Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali radıyallahü anhümdür.

Eshab-ı Kiramın, İslam dinine yaptığı hizmetlerini, örnek yaşayışlarını, faziletlerini, birçoğunun isimlerini ve hal tercümelerini yazan birçok eser te’lif edilmiştir.

İleride, Eshab-ı Kiramdan tekrar bahsetmek ümidiyle hoşçakalınız.