KİTABU’L-İMAN – 07

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

“Hiç biriniz, kendisi için arzu ettiğini kardeşi için de arzu etmedikçe iman etmiş olmaz.”

Birçok hadis-i şerifte, şu işi yapmadıkça, şunları işlemedikçe mü’min olamazsınız şeklinde ifadelere rastlamaktayız. Tabii ki bu hadis-i şeriflerde kasdolunan imanın kemalidir. Yani hadis-i şeriflerde sayılan işleri yapmayan kişilerin kamil mü’min olmayacakları ifade buyrulmaktadır.

Yüce dinimiz İslam’ın sunduğu bu fevkalede önemli ölçü, her türlü yanlış hal ve hareketleri önleyecek, insanların hak ve hürriyetlerini adeta mutlak bir güvence altına alacak, yıkıcı sözleri, davranışları ve sözleri önleyecek, ihtilafları ortadan kaldıracak, insanların kaynaşmalarına sebep olacak mukaddes bir düsturdur.

Bu yüce düsturu, hakkıyla tatbik edebilmek için; imanın yanısıra hoşgörü, tevazu, adalet, kanaat, fedakarlık gibi ahlaki güzelliklere ihtiyaç vardır. Bu sebeple bu mukaddes ölçüyü daimi olarak ancak Allah’a ve Ahiret’e iman eden ve güzel ahlak sahibi olan insan kullanabileceğinden, İslam dini bu ölçüyü; kamil imana erdirecek yol, Cennet’e kavuşturacak istikamet olarak bildiriyor.

Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.) dünyevi ve uhrevi saadetin vesilesi olan bu ölçüyü, hayat düsturu yapmayı Sahabe-i Kiramına öğretmiş ve biz ümmetine de tavsiye etmiştir.

Bu konu ile alakalı hadis-i şerifler çoktur. Bunlardan birkaç tanesini, konunun ehemmiyetine binaen şöylece zikredebiliriz:

Muaz b. Cebel, imanın en yüksek derecesini Allah Resulüne sordu.

O da şöyle buyurdu:

“Allah için sevmen, Allah için nefret duyman ve dilini Allah’ın zikri ile görevlendirmendir.”

Hz. Muaz yine sordu:

-Ya Resulallah (bunların yanısıra) ne yapmamı tavsiye buyurursunuz?

Peygamberimiz cevaben:

“(Ya Muaz!) Nefsin için sevdiğini, bütün insanlar için sevmeni, nefsin için arzu etmediğini, onlar için arzu etmemeni (tavsiye ederim)” diye buyurdu.

Bir başka hadis-i şerifte de şöyle buyurmuştur:

“Sizden biriniz, Cehenneme uzak düşmeyi ve Cennet’e konulmayı isterse, Allah’a ve Ahiret gününe iman üzerinde ölmeye baksın. Bir de kendisine karşı yapılmasını sevdiği şeyleri, diğer insanlara karşı sevip yapsın.”

Hiçbir insan, malları ve mevkilerine göz dikilmesini, kendilerine hakaret edilmesini, huzurunun kaçırılmasını istemez ve böyle yapmayı isteyen insanları da sevmez. Kişinin kendisi için asla arzu etmediği bu durumun, diğer insanlar için sevilmemesi, arzu edilmemesi, mü’minin ona görevi olmalıdır.

Rasulullah (s.a.v.), huzurunda bulunan Sahabilere dediler ki:

-Amel etmek ve tatbik edecek olana öğretmek için şu bilgileri benden kim öğrenip almak ister?

Ebu Hüreyre der ki:

“Ben (öğrenmek isterim) ya Resulallah! dedim.

Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) elimi tuttu ve beş madde halinde şu gerçekleri öğretti:

1-İslam Dininin yasaklarından kaçın, en çok ibadet edicilerden olursun.

2-Allah’ın sana verdiği ni’metlere razı ol, en zengin insanlardan olursun.

3-Komşularına iyilik yapıp ikramda bulun, gerçek mü’min olursun.

4-Nefsin için sevdiğini, insanlar için de sev, tam bir müslüman olursun.

5-Çok gülüp-eğlenme. Zira çok gülüp-eğlenme kalbi(n manevi hayatını) öldürür.

Nefsi, kendisi için sevdiğini, insanlar için sevebilmek Cennet’e götürür.

Nitekim bir rivayette Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir sahabiye hitaben:

-Cennet’e girmeyi istiyor musun, diye sordu.

-O da cevaben:

-Evet ya Resulallah istiyorum. dedi.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.):

-O halde nefsin için sevdiğini mü’min kardeşlerin için de sev” diye buyurdu.

“Ameller niyetlere göredir…” hadis-i şerifinin açıklamasını yaparken de naklettiğimiz gibi, Ebu Bekr İbn Dase demiştir ki:

Ebu Davud’u şöyle söylerken işittim: Hz. Peygamber (s.a.s.)’den rivayet edilen beşyüzbin hadis yazdım; bunlardan ahkam hususunda, 4800 (dörtbin sekizyüz) hadisi seçip, zühd ve faziletlere dair hadisleri rivayet etmedim. İnsana, dini için, bunlardan 4 (dört) hadis kafi gelir:

1-“Ameller niyetlere göredir…”

2-“Helal bellidir, haram da bellidir…”

3-“Kişinin müslümanlığının güzelliğine delil olan şeylerden biri, ma-la-ya-ni’yi (kendisini ilgilendirmeyen şeyi) terketmesidir.”

4-“Mü’min, kendisi için razı olduğu şeyi, kardeşi için de (istemedikçe, ona da) razı olmadıkça mü’min olmaz (imanı kemale ermez).”

İmanın şu’belerinden bahseden hadis-i şerifin izahı yapılırken, hatırlayacağınız gibi, İmam, Muhaddis Ebu Bekr Ahmed İbnü’l-Hüseyn el-Beyhaki’nin (384-458) Şu’abu’l-İman isimli eserinden bahsetmiştik. Onun bu kitabını ihtisar eden Ebu Ca’fer Ömer el-Kazvini’nin (v.699) muhtasarından, imanın cüzlerini ve bunun gereği olan hasletleri naklederken de 77. maddede şunu sizlere arz etmiştik.

“Kişinin kendisi için istediğini, müslüman kardeşi için de istemesi, kendisi için istemediği şeyi, din kardeşi için de istememesi.”

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), bu veciz, fakat çok geniş manalara şamil olan hadisinde, ahlakın en büyük temellerinden birini ortaya koymaktadır. Bu temel ahlak da, kendisi için istediğini, din kardeşi için de istemek, kendisi için istemediğini, din kardeşi için de istememektir.

Anadolu’da çok kullanılan bir atasözümüzde “İğneyi kendine batır, eğer sen buna kendin tahammül edebilirsen, bundan sonra çuvaldızı başkasına batır” denilmektedir. Bu, kendisinin tahammül edemeyeceği bir işi, başkalarına yapmamak gerektiğini, çok güzel bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bu hadis-i şerif, bir müslümanın kendisi için arzu ettiği, istediği, sevdiği, razı olduğu bir şeyi, din kardeşi için de istemesi gerektiğini bildirmektedir.

Cenab-ı Hakk, bu yüksek ahlakı hepimize nasib buyursun duasıyla 7. hadis-i şerife geçmek istiyoruz.