BU GECE, MÜBÂREK ?HİCRÎ YILBAŞI GECESİ?, YARIN DA HİCRÎ YILBAŞIDIR

[25 Kasım 2011 – 29 Zil-hicce 1432 Cuma]

[Prof. Dr. Ramazan Ayvallı]
[M. Ü. İlâhiyat Fakültesi Öğretim Üyesi]


Bilindiği gibi ?zamân?ı; ?sene?, viagra 40mg ?mevsim?, stomach ?ay?, check ?hafta?, ?gün? ve ?sâat? gibi sâbit bölümlere ayıran, dînî-millî gün ve bayramları gösteren cetvellere ?Takvîm? denir.

Her milletin ve cemiyetin kendisine esâs kabûl ettiği bir takvîmi olduğu gibi, birçok milletin müştereken kullandıkları takvîmler de vardır.

İlk insan ve ilk Peygamber olan Âdem aleyhisselâma, Allahü teâlâ tarafından vahyedilen sahîfelerde [10 Suhuf?ta], dîn ve dünyâya âit bilgiler mevcûttu. Zamân ve takvîm bilgileri de, ilk defâ bu sahîfelerden öğrenilmiştir.

Takvîmin esâsı târîh, yâni senedir. Târîhler ?Hicrî (Kamerî, Şemsî)?, ?Rûmî?, ?Mâlî?, ?Mîlâdî?  gibi isimler alırlar. Takvîm için mühim bir hâdise, ?târîh başı? olarak ele alınır. Hıristiyânlıkta bu başlangıç, Îsâ aleyhisselâmın doğumu zannedilen târîhtir. Doğduğu yıla sıfır, ondan öncesine ?mîlâttan önce?, sonrasına da ?mîlâttan sonra? denmiştir.

Bilindiği gibi, Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm, mîlâdî 20 Nisan 571 [12 Rebîul-evvel] Pazartesi sabâhı, Mekke-i mükerreme?de doğdu. 40 yaşında iken kendisine Peygamberliği bildirildi. 622 yılında Mekke?den Medine-i münevvere?ye hicret edip 20 Eylül Pazartesi günü, Medîne?nin Kubâ köyüne geldi. Bu târih, müslümânların ?Hicrî-Şemsî yılbaşı?ları oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, ?Hicrî-Kamerî yılbaşı?ları oldu.

“HİCRÎ-KAMERÎ SENE”

Araplar, İbrâhîm aleyhisselâmdan beri Arabî ayları kullanmışlardır. İslâmiyetten önce ?Fil Vak’ası?nı başlangıç kabûl etmişler ve seneleri buna göre saymaya başlamışlardı. Hicretle berâber başlangıç değişmiş ve her senedeki en mühim hâdisenin ismi ile anılmaya başlamıştı (izin yılı, emir yılı, zelzele yılı, vedâ yılı vs.). Fakat bu şekildeki tatbîkât, bâzı târih karıştırmalarına sebep olduğu için, Halîfe Hazret-i Ömer zamânında, hicretin on yedinci yılında alınan bir karârla, hicretin olduğu sene birinci sene olmak ve o senenin Muharrem ayı başlangıç kabûl edilmek sûretiyle, bu târih tesbît edildi. İşte hicrî-kamerî târih bu târihtir.

Peygamberimizin Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicretinin başlangıç kabûl edildiği târihe, seneye ?Hicrî Yıl? denir. Burada, ayın hareketi esâs tutulduğu için buna, “Hicrî-Kamerî Sene” veya “Sene-i Kameriyye” de denir.

Hicrî sene de mîlâdî ve rûmî târihler gibi 12 ay esâsına dayanır ve Muharrem ayı ile başlar, Zilhicce ile sona erer. Ayların adları şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce. Hicrî sene; ayın dünyâ etrâfındaki dönüşü esâsına dayandığı için mîlâdî yıldan 10,875 gün daha kısadır. Aylar da, bâzan 29 gün ve bâzan 30 gün çeker.

Hicrî senenin kabûlünden beri asırlardır İslâm âleminde 1 Muharrem sene başı olarak kabûl edilmiştir. Hıristiyânlığın aslında bulunmayan, fakat sonradan kabûl edilen yılbaşı günü, onlara âit özel bir gündür.

Eskiden müslümânlar 1 Muharremi sene başı kabûl eder, bu günde birbirlerini ziyâret eder, tebrîkte bulunurlar, hediyeler verirlerdi. O gün müslümânlar için âdetâ bayram sayılırdı. Ziyâretlerde ve gönderilen tebrîklerde yeni yılın, birbirlerine ve bütün insanlara hayırlı olması için duâ ederler, büyükleri, âlimleri evinde ziyâret ederlerdi. Temiz giyinmek, fakîrlere sadaka vermek de dikkat edilen husûslardandı.

Osmânlı Devletinde devâmlı kullanılan hicrî sene, Cumhûriyet döneminde bir kânunla kaldırılarak yerine Avrupalıların kullandığı mîlâdî sene kabûl edilmiştir.

PEYGAMBERİMİZİN MEDÎNE-İ MÜNEVVERE?YE HİCRETİ

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm 53 yaşındayken Allahü teâlânın izni ile Medîne’ye hicret etti. Rebîul-evvel ayının birinci Perşembe günü öğleden sonra Ebû Bekr-i Sıddîk’ın evinden berâberce çıkarak Mekke’nin 5,5 km güneydoğu tarafında bulunan Sevr Dağındaki mağaraya geldiler. Mağarada 3 gece kalıp, Pazartesi gecesi ayrıldılar. Bir hafta yolculuk yapıp efrencî (mîlâdî) Eylül ayının 20. ve Rebîülevvel’in 8. Pazartesi günü, Medîne yakınındaki Kubâ köyüne vardılar. Gece ile gündüzün eşit olduğu, Eylülün 23. gününü de burada geçirip, Cumâ günü Medîne’ye girdiler. Bu seneki Muharrem ayının birinci günü, yâni hicretten 66 gün evvel, Müslümânların hicrî-kamerî sene başlangıcı oldu. Bu da, târihçilere göre mîlâdın 622. yılındaydı. Temmuz ayının 16. Cumâ gününe rastladığı, Ahmed Ziyâ Beyin ?Kozmoğrafya? kitabında yazılıdır. Kubâ köyüne ayak bastığı 20 Eylül günü Müslümânların yılbaşısı, yâni hicrî sene başlangıcıdır. 20 Eylül gününü başlangıç kabûl eden güneş yılına da “Hicrî-Şemsî Yıl” denir.

YARIN MUHARREM AYI VE YENİ BİR SENE BAŞLIYOR

İnşâallah yarın [26 Kasım Cumartesi] idrâkiyle şerefleneceğimiz ?Muharrem-i harâm? ayı, ?İslâm hicrî-kamerî senesi?nin birinci ayı ve Kur?ân-ı kerîmde kıymet verilen 4 harâm aydan biridir [harâm ayların dördüncüsü ve sonuncusudur].

Muharrem ayının birinci gecesi [ya?nî bu gece], müslümânların hicrî-kamerî yılbaşı gecesidir. Bu geceyi ihyâ etmeli ve saygı göstermelidir. Bilindiği üzere saygı göstermek, günâh işlememekle olur. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bazı gecelere kıymet vermiş, bu gecelerde yapılan duâ ve tövbeleri kabûl edeceğini bildirmiştir. Bu geceleri ihyâ etmeli,  ya?nî kazâ namâzları kılmalı, Kur?ân-ı kerîm okumalı, duâ ve tevbe etmeli, sadaka vermeli, müslümânları sevindirmeli, bunların sevâblarını ölülere de göndermelidir.

Muharremin birinci günü, müslümânların hicrî-kamerî senelerinin ilk günüdür. Ya?nî yarın 1 Muharrem 1433, müslümânların ?hicrî-kamerî yılbaşı?ları olmaktadır.

MÜSLÜMÂNLARIN MÜBÂREK GECELERİ

Müslümânların, emsâline göre çok daha kıymetli olan on mübârek gecesi vardır; bu mübârek geceleri, kronolojik sıraya (yanî hicrî-kamerî sene içerisindeki yerlerine) göre zikredecek olursak şöyle sayabiliriz:

1-Muharrem Gecesi [Zilhiccenin son günü ya?nî bugün öğle namâzı vaktinden, gecenin fecrine kadar olan zamândır], 2-Aşûre [10 Muharrem] Gecesi, 3-Mevlid [12 Rebîu?l-evvel] Gecesi, 4-Regâib [Receb?in ilk Cuma] Gecesi, 5-Mi?râc [Receb?in 27.] Gecesi, 6-Berât [Şa?bân?ın 15.] Gecesi, 7-Kadir Gecesi, 8-Fıtır (Ramazân) Bayramı Gecesi, 9-Arefe [Zilhicce?nin 9.] Gecesi, 10-Kurban Bayramı [10 Zil-hicce] Gecesi. [Bu on geceden, 3, 4, 5 ve 6. gecelere (ya?nî Mevlid, Regâib, Mi?râc ve Berât Geceleri?ne) ?Kandil geceleri? denir.]

Yukarıda bildirilen on geceden başka, Fıtır (Ramazân) ve Kurbân bayramlarının diğer geceleri, Zil-hicce ayının ilk on gecesi [yukarıda ikisi zikrolundu], Muharrem ayının ilk on gecesi [yine yukarıda ikisi zikrolundu] ve her Cum?a ve Pazartesi geceleri de mübârektir.

Mübârek geceler, İslâm dîninin kıymet verdiği gecelerdir. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bazı gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, duâ ve tövbeleri kabul edeceğini bildirmiştir. ?Rıyâdu?n-nâsıhîn? kitâbında (s. 172) buyuruluyor ki: ?İmâm-ı Nevevî, ?Ezkâr? kitâbında diyor ki: ?Gecenin oniki kısmından bir kısmını [bir mikdâr zamânı, meselâ bir sâat kadar] ihyâ etmek, bütün geceyi ihyâ etmek olur. Yaz ve kış geceleri için hep böyledir.? [Bu konuda, İbn-i Âbidîn?in Hâşiyesi?nde de bilgi verilmişdir (I, 461; III, 289).]

HİCRÎ YILBAŞI DUÂSI

Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyurdu ki:

?Bir kimse, Muharrem ayının ilk günü [ya?nî hicrî yılbaşında], aşağıdaki duâyı 3 defa okursa, Allahü teâlâ o kimseyi, gelecek Muharrem ayına kadar bütün belâlardan emîn kılar.?

Şeyh Şihâbüddin-i Sühreverdî?den menkûldür ki:  ?Her kim bu duâyı aşûre günü üç kerre okursa ölümden de emîn kılınır. Zîrâ o sene ölümü mukadder olan kimseye, bu duâyı bu veçhile okumak nasip olmaz.? (Hâmiş)

Duânın Latin harfleriyle yazılışı şöyledir. Mümkün mertebe, duâyı, doğru olarak Arabî aslından, orijinalinden okumalıdır.

?Bismillâhirrahmânirrahîm. Elhamdü lillahi Rabbil-âlemîn. Ves-salâtü ves-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allahümme Entel-Ebediyyül-Kadîm. El-Hayyül-Kerîm. El-Hannânül-Mennân.

Ve hâzihî senetün cedîdetün, es?elüke fîhel?ısmete mineş-şeytânir-racîm, vel-avne alâ hâzihin-nefsil-emmâreti bis-sûi vel-iştigâle bimâ yukarribünî ileyke, yâ zel-celâli vel-ikrâm, bi-rahmetike yâ erhamer-râhimîn.

Ve sallallahü ve selleme alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve Ehli beytihî ecmaîn.?

Meâli ise şöyledir: ?Besmele?, ?hamdele? ve ?salvele?den sonra, ?Ey Allah’ım! Sen Ebedî ve Kadîmsin [Kendinden evvel hiç bir varlık olmayan], varlığı, hayâtı devâmlı olan, kullarına keremi ziyâde, merhameti, ni?metler bağışlaması sonsuz, yalnız Sensin Allahım!

İşte bu yeni yıldır ki, ben, bu yıl boyunca, huzûrundan kovulmuş şeytândan korumanı ve dâimâ kötülüğü emreden nefsime gâlip olmam için yardımını ve beni Sana yaklaştıran işlerle meşgûl olmamı Senden dilerim ey celâl ve ikrâm sâhibi Allahım. Ey merhametlilerin en merhametlisi, rahmetinle muâmele eyle. [Sonunda tekrâr salevât-ı şerîfe var].?

?Nüzhetü’l-mecâlis? kitâbında [I, 156] bildirildiğine göre bir kimse böyle derse, şeytân: “Biz bu kişiden ümîdi kestik” der ve Allahü teâlâ ona, kendisini sene boyunca koruyacak iki Melek görevlendirir.

?MUHARREM AYI?NA DÂİR

?Fecr? suresinde, ?Fecre ve on geceye yemîn olsun? buyuruluyor. Bu ?On gece?, Beydâvî, Celâleyn ve Hâzin tefsîrlerine göre, Zil-hicce ayının ilk on gecesidir. İbn-i Abbâs hazretleri de: ?On geceden murât, Zil-hiccenin ilk on gecesidir. O günler hac amelleriyle iştiğâl günleridir? buyurmuştur. Ama Medârik tefsîrinde, ?On geceden murât, Ramazân?ın son on gecesi veya Muharrem?in ilk on gecesidir? buyurulmuştur.

Muharremin ilk 10 gün ve geceleri, mübârek gün ve gecelerdendir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: ?Ayların efendisi Muharrem ayı, günlerin efendisi Cum?a günüdür.? [Deylemî]

Ebû Hüreyre radıyallahü anh anlatıyor: “Resûlullah (aleyhis-salâtu ves-selâm) buyurdular ki:  “Ramazân ayından sonra en fazîletli oruç (ayı), şehrullah olan Muharrem ayıdır. Farz namazlardan sonra efdal [en faziletli] namaz da gece [teheccüd] namazıdır.” [Müslim, Sıyâm 202 (1163); Ebû Dâvûd, Savm 55 (2429); Tirmizî, Salât 324 (438); Nesâî, Kıyâmu’l-Leyl 7 (3, 207, 208); İbn-i Mace]

Hz. Ali radıyallahü anh’ın anlattığına göre bir adam ona sorar:  “Ramazândan sonra hangi ayda oruç tutmamı tavsiye edersiniz?”

Ali (radıyallahü anh) şu cevâbı verir:

“Ben bu soruyu, Resûlullah’a soran kimseye rastlamamıştım. Nihâyet bir adam sordu. O zaman ben de yanlarında idim. Dedi ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Ramazândan sonra hangi ayda oruç tutmamı tavsiye edersiniz?” Şu cevâbı lutfettiler:

“Ramazân dışında da [nâfile] oruç tutmak istersen, Muharrem ayında tut. Çünkü o Şehrullah(Allahü teâlânın ayı)dır. O ayda bir gün vardır ki, Allah onda geçmiş kavimlerden bir kavmin tevbesini kabûl etti, günâhlarını affetti; bir başka kavmin günâhını da affedecek [yine o gün tevbe edenlerin günâhlarını da] affeder.” [Tirmizî, Savm 40, (741)]

MUHARREM AYI HAKKINDA BİRKAÇ KELİME DAHA

Zilhiccenin son günü ve Muharremin birinci günü oruç tutan, o yılın tamâmını oruç tutmuş gibi sevâba kavuşur. Bir hadîs-i şerîfte, ?Ramazân ayından sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur? buyurulmuştur.

Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bu gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, duâ ve tevbeleri kabûl edeceğini bildirmiştir. Bu geceleri başka günlere almak, dîni değiştirmek olur. Allahü teâlâ, ?Bu gecelerde yapılan duâ ve tevbeleri kabûl ederim? buyuruyor. Kıymet verilen dört aydan biri olan Muharrem ayı, Zil-ka?de, Zil-hicce ve Receb ile beraber Kur’ân-ı kerîmde kıymet verilen dört aydan biridir. (Tevbe, 36)

İslâmiyet?ten önce Araplar, Muharrem?de harp etmek isteyince, o yıl Muharrem ayının ismini, sonraki aya koyarlardı. Böylece, harâm ay, Muharrem?den bir sonraki ay olurdu. ?Bir ayın harâmlığını başka aya geciktirmek, ancak kâfirliği arttırır. Kâfirler, böylece sapıtıyorlar. Onlar, Allahın harâm kıldığı ayların sayılarını denk getirmek için, harâm ayı bir yıl helâl edip, başka yıl onu yine harâm ederler. Böylece, Allahın harâm kıldığını helâl kılmaya çalışırlar? meâlindeki Tevbe suresinin 37. âyet-i kerîmesi, ayların yerlerini değiştirmeyi yasak etmiştir.

Kur?ân-ı kerîmde bildirilen ve dînde kullanılan arabî ayların bir yılı, bir güneş yılından on gün kısadır. Hicrî-kamerî aylar, hicrî-şemsî ve mîlâdî aylara göre, on gün önce gelmektedir. Bunun için müslümânların mübârek günleri veya geceleri, şemsî yıllara göre, her yıl on gün önce olur. Çünkü, mübârek günler, güneş aylarına göre değil, kamerî aylara göre belirlenir. Dînimiz böyle emretmektedir.

İslâmiyet?te, güneş yılının ayları içinde herhangi bir mübârek gün yoktur. Meselâ, Martın (20.) ?Nevrûz? denilen günü ve Mayısın (6.) ?Hıdırellez? günü ve Eylülün (20.) ?Mihricân? günü, bâzı ülkelerde mübârek sayılıyorsa da, müslümânlıkta bu günlerin diğer günlerden farklı bir değeri yoktur. ?Noel? günü ve gecesi de böyledir.

KÂFİRLERDEN GELEN ŞEYLER HAKKINDA

İslâm dîninde, kâfirlerden her kavmin, her memleketin âdeti olarak yaptıkları ve kullandıkları şeylerden, harâm olmayıp, insanlara faydalı olanları yapmak ve kullanmak günâh değildir. Fakat İslâmiyet, müslümânların, îmânlarında ve ibâdetlerinde, müslümân olmayanları taklîd etmelerini, onlara benzemelerini, onların dînlerinin ve ibâdetlerinin alâmeti olan şeyleri yapmalarını ve kullanmalarını yasak etmiştir.

Kezâ Hindûların bayram günlerine, Mecûsîlerin (ateşe tapanların) kutsal günlerine ve Hıristiyânların Noel gecelerine ve diğer paskalyalarına hürmet etmek ve o zamanlarda, onların âdetlerini, onlar gibi yapmak, bu günleri müslümân bayramı zannederek, onlar gibi birbirine hediye göndermek, eşyâlarını ve sofralarını, onların yaptığı gibi süslemek, o geceleri başka gecelerden ayırt etmek büyük günâh olmaktadır.

Doğum günü ve mübârek geceler, hicrî yıl ile kutlanır. Bütün ibâdetlerde ve dînî faâliyetlerde kamerî aylar esâs alınır. Hac, oruç, kurbân ve bayram günleri kamerî aylara göre tesbît edilir. Haccı, Allah?ın bildirdiği Zilhicce ayında yapmayıp da, mîlâdî bir ayda, meselâ Ocak?ta yapmak; orucu, Ramazân?da değil de, Şubat?ta tutmak, dîni değiştirmek olur. Bütün mübârek geceler de kamerî aylara göre tespit edilir.

?Hicrî-Kamerî Takvîm?de; Muhammed aleyhisselâmın, Mekke’den Medine’ye hicret ettiği sene, başlangıç kabûl edilir. Muharrem ayının biri olan ilk Kamerî senebaşı, mîlâdî 16 Temmuz 622 Cumâ günü idi. [Kamerî takvîmde bir yıl 354.367 gündür. Bu süre, Ay?ın dünyâ etrafında 12 kerre döndüğü zamandır. Güneş yılından 10.875 gün daha kısadır. Bundan dolayı, 32.5 yılda, bir yıl daha fazladır.]

Hıristiyânlar, kendi yılbaşıları olan Ocak ayının birinci gecesinde, ?Noel? kutlaması yapıyorlar. Güyâ, hıristiyân dîninin emrettiği küfürleri işliyorlar, içkiler içiyorlar, kendilerine göre âlemler yapıyorlar, o gecede tapınıyorlar.

Müslümânlar da kendi yılbaşı gecelerinde ve günlerinde müsâfeha ederek, telefonla veya mektup yazarak tebrîkleşirler. Birbirlerini ziyâret eder ve hediye verirler. Yılbaşını dergi ve gazete i?lânlarıyla kutlarlar. Yeni yılın, birbirlerine ve bütün müslümânlara hayırlı ve bereketli olması için duâ ederler. Büyükleri, akrabâyı, âlimleri evinde ziyâret edip duâlarını alırlar. Bugün de, bayram gibi temiz giyinip, fakîrlere sadaka verirler. Muharremin ilk 10 gün ve gecelerinin hepsi de, mübârek gün ve gecelerdendir.

ÖMÜRDEN GİDEN BİR SENE NE KADARDIR?

Bilindiği üzere bir gün: 24 Sâat, 1.440 Dakîka, 86.400 Sâniye?dir. Bir mîlâdî yılın kaç sâat, kaç dakika, kaç sâniye ettiğini bulmak için, bu rakamları 365?le çarpmak lâzım. Ama şu kadarını söyliyelim ki bir yıl: 4 mevsim, 12 ay, 52 hafta, 365 gün ve 8.760 sâattir. [Hicrî-kamerî senenin hesaplanmasında ise, senenin 354 gün olduğunu nazar-ı dikkate almak gerekiyor.]

Bir mîlâdî yılı tamâmlamakla [2011 yılı da neredeyse bitecek, 30-40 gün kaldı], ömrümüzden bu kadar [yanî 8.760] sâat gitmiş olmaktadır. Evet, her gün, en iyi işleri yapmak lâzımdır. Çünkü hadîs-i şerîfte ?İki günü eşit olan aldanmıştır? buyurulmuştur.

Bana gelen bir mailde şöyle denilmektedir:

?Bir senenin değerini anlamak için sınıfta kalmış bir öğrenciye sor.

Bir ayın değerini anlamak için, 8 aylık bir bebek dünyâya getiren anneye sor.

Bir haftanın değerini anlamak için, haftalık dergi çıkaran bir çilekeşe sor,

Bir sâatin değerini anlamak için, kavuşmayı bekleyen sevgililere sor.

Bir dakîkanın değerini anlamak için, treni kaçıran yolcuya sor.

Bir sâniyenin değerini anlamak için, bir kazâyı önleyemeyen sürücüye sor.

Bir sâniyenin yüzde birinin değerini anlamak için olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan koşucuya sor.?

[Bu vesîleyle bütün okuyucularımızın, asîl milletimizin ve tüm müslümânların hicrî-kamerî yılbaşı gece ve günlerini tebrîk ediyoruz.]