BİAT – 1

Ubade bin Samit’ten rivayet olunan hadis-i şerifte, Resulullah (s.a.v.), etrafında sahabilerden bir cemaat mevcud olduğu halde buyurdu ki:

“Allah’a ibadette hiçbir şeyi ortak kılmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek, kendiliğinizden uyduracağınız bir yalanla kimseye iftira etmemek, hiçbir ma’rufta (iyi işte) isyan etmemek üzere bana bey’at (veya biat, yani benimle ahd) ediniz. İçinizden sözünde duran olursa mükafatı Allah’ın üzerinedir. Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyada cezalandırılırsa, bu ceza ona keffarettir. Bunlardan birini yapıp da, yaptığı fiili, Allah örterse, işi Allah’a kalır. İsterse onu affeder, isterse ona ceza verir.”

Biz de bu şart üzere Peygambere bey’at ettik.

Türkçemizde biat diye bilinen kelimenin Arapça aslı bey’attır. Aslında herhangi bir satış akdinin el sıkışması ile tamamlanmasına denir. Burada ise imamla (devlet başkanıyla) teba’a arasında cereyan eden itaat, teslimiyet ve ahde vefa anlaşması manasına kullanılmıştır. Taraflardan biri olan Hz. Peygamber (s.a.v.) sevap va’d etmiş, öbür taraf da itaat sözünde bulunmuştur.

Resulullah (s.a.v.) ile müslümanlar arasında ilk defa birinci Akabe Bey’atı olmuştur.

Hudeybiye’de bir ağaç altında cereyan eden ve 1500 kadar müslümanla yaptığı Bey’atu’r-Rıdvan da Hz. Peygamber (s.a.v.)’in cemaatle yaptığı belli başlı biatlardandır.

Bunlardan başka, hicreti müteakip Medineli kadınlarla yaptığı bey’at de belirtilmesi gereken toplu biatlardandır.

Ayrıca pek çok ferdlerle de münferid bey’at akitlerini yapan Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bazan çocuklarla da bey’at yaptığı olmuştur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile Akabe’de yapılan biat’de Ensar şöyle demişti: “Ey Resulullah! Diyarımıza gelinceye kadar senin hak ve hürmetinde mes’ul değiliz. Bize gelirsen hak ve hürmetin bize vacib olur. Kendimizi, çocuklarımızı, kadınlarımızı her neden korursak seni de, ondan koruruz”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu bey’atle, İslam’ın temel meselelerinin tatbikatını ve kendisine itaatı garanti altına almıştır. Ayrıca bu akdi, İslam devletinin ortaya çıkmasında atılmış ilk ciddi adım, ilk temel olarak görebiliriz.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gerek erkeklerle ve gerekse kadınlarla biat yaparken, “Gücünüzün yettiği hususlarda” kaydını koymuş, hatta bunu söylemelerini telkin etmiştir. Çünkü Cenab-ı Hak, bu ümmete güç yetiremeyeceği teklifte bulunmamıştır. Nitekim Bakara suresinin 286. ayet-i kerimesin’de mealen: “Allah her şahsa, ancak gücü yettiği kadar sorumluluk yükler” buyurularak bu hakikata işaret edilmiştir.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in bey’atlarda bu kaydı koyması, Sahabe-i Kiram üzerinde ikna edici te’sir bırakmış olmalı ki onlara: “Allah Resulü bize, kendimizden çok daha merhametli” dedirtmiş ve bazı rivayetlerde görüldüğü üzere “Haydi ey Allah’ın Resulü! Elini uzat, sana hemen biat edelim” diye acele ile biat kararını vermelerine sebep olmuştur.

Hadis-i şeriflerde ifade olunan ve İslam tarihinde önemle bahsedilen, yüce dinimizin daha geniş kitlelere tebliğinde, İslami esasların hayata bütünüyle tatbik edilmesinde önemli dönüm noktaları olan bey’atlerde, kadınlar da erkekler gibi el sıkışarak biat etmek istemişlerdir. Ancak Peygamberimiz (s.a.v.) belki de ilk defa İslam’ın yeni bir adabını “Birbirlerine nikahı düşen kadın ve erkek, el ele tutuşamaz” diyerek teşri buyurmuştur.

Bu konu ile alakalı birçok rivayet vardır. Bunlardan biri olan, Hz. Aişe (r.a.)’den gelen bir rivayette şöyle buyrulmaktadır:

Resulullah (s.a.v.) kadınlarla şu ayet-i kerimedeki ilahi emirle biat yapardı. Ayet-i kerimenin meali şöyledir:

“Ey Peygamber, inanmış kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana bey’at etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile…”

Yine Hz. Aişe buyurmuştur ki: “Ancak O’nun eli, ailesine mensub olanlar dışında, hiçbir kadının eline değmedi.”

Bazı rivayetlerde de: “Kadınlar biat sırasında Resulullah (s.a.v.)’in elini, elbisesinin üstünde tuttular” buyrulmaktadır.

Demek ki, Resulullah (s.a.v.)’in kadınlarla olan biatı, elinin üzerinde bir giyecek parçası olmadan, biat sırasında (çıplak el ile) müsafaha etmezdi, (tokalaşmazdı) şeklinde ifade edilmektedir.

Netice olarak, bütün bu rivayetler, ittifakla Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bey’at sırasında ve bütün hayatında da müşahede edildiği gibi, çıplak el ile yabancı kadınlarla, yani birbirlerine nikahı düşen kadınlarla musafaha etmediğini ifade eder.

Bu hadis-i şerifte geçen biat konusu, önemli bir konu olduğundan, yarın inşaallah aynı konu üzerinde biraz daha durmak istiyoruz.