Beylikten İmparatorluğa… – Prof. Dr. Ramazan Ayvallı

Beylikten İmparatorluğa…

 

Söğüt ve Domaniç yaylalarına 400 çadır hâlinde yerleşen şerefli atalarımız, kısa zamanda beylik, hânlık/hâkânlık, devlet ve cihân imparatorluğu meydana getirmişlerdir…

Fransız târihçi Grengur, Osmanlı Devleti’nin kuruluşu, gelişmesi ve yükselmesi hakkında, “Bu yeni imparatorluğun teessüsü [kuruluşu], beşer [insanlık] târihinin en büyük ve hayrete değer [şaşılacak] vakalarından [olaylarından] biridir” demektedir.
Söğüt ve Domaniç yaylalarına 400 çadır hâlinde yerleşen şerefli atalarımız, kısa zamanda beylik, hânlık/hâkânlık, devlet ve cihân imparatorluğumeydana getirmişler, hatta dünyanın en büyük imparatorluklarından birini kurmuşlar, ayrıca bütün Müslümânların başı hâline gelmişler, yani hilâfet merkezi olmuşlardır. 624 sene üç kıtada at koşturmuşlar, İslâm bayrağını dalgalandırmışlar, dünyaya âdil bir şekilde nizâmı onlar vermişlerdir.
Gerçekten de bir aşîretten cihângîr bir imparatorluğa giden yoldaOsmanlı hânedân mensuplarının kudret kaynakları incelenecek olursa, devletin temelleri ve şaşırtıcı yükselişi daha iyi anlaşılır. Ertuğrul Gâzî’nin, oğlu Osmân Gâzî’ye bıraktığı 4.800 kilometrekarelik beylik, 43 yıl içinde, 3 mislinden daha fazla büyüyerek 16.000 kilometrekareye ulaştı.
Orhân Gâzî ise, babasından devraldığı devletini, 6 kat daha büyüterek 95 bin kilometrekareye çıkardı.Murâd-ı Hüdâvendigâr, devletini beş misli daha büyüterek 500 bin kilometrekareye yükseltti. Artık aşîretten beyliğe geçen Osmânlı Devleti, imparatorluğa hâzırlanıyordu.
Fâtih’in İstanbul’u fethiyle nasıl büyük bir imparatorluk olduğumuz, hele Yavuz’un Mısır’ı fethiyle de nasıl hilâfet merkezi hâline geldiğimiz cümlenin malûmudur. Şerefli ecdâdımızın kazandıkları pekçok zafer vardır, bir kısmını şöyle zikredebiliriz:
Koyulhisâr Zaferi, 27 Temmuz 1301’de Bizanslılara.
Sırpsındığı Zaferi, 1363 yılında Haçlı ittifâkına.
Çirmen Zaferi, 1371’de Balkan ittifâkına.
Birinci Kosova Zaferi, 1386’da Haçlı ittifâkına.
Niğbolu Zaferi, 1396’da Haçlı ittifâkına.
Varna Zaferi, 1444’te müttefik Haçlılara.
İstanbul’un Fethi, 29 Mayıs 1453’te Bizanslılara.
Otlukbeli Zaferi, 1473’te Akkoyunlulara.
Çaldıran Zaferi, 1514’te Safevîlere.
Mercidâbık Zaferi, 1516’da Memlûklere.
Ridâniye Zaferi, 22 Ocak 1517’de Memlûklere.
Mohaç Zaferi, 1526’da Macarlara.
Preveze Deniz Zaferi, 1538’de müttefik Haçlı donanmasına.
Cerbe Zaferi, 1560’ta müttefik Haçlı donanmasına.
Haçova Zaferi, 1596’da Haçlı kuvvetlerine.
Vadiüs-Seyl Zaferi, 1578’de Portekizlilere.
Çıldır Zaferi, 1578’de Safevîlere.
Koyunadaları Zaferi, 1695’te Venediklilere karşı kazanıldı…
Bunları ifâde ettikten sonra şimdi de burada, üzülerek belirtelim ki, asîl milletimizin yükselmesini ve güzel memleketimizin ve ebed-müddet devletimizin ilerlemesini istemeyen düşman güçler, maalesef bilhassa çocuklarımızın ve gençlerimizin, millî ve manevî değerlerden mahrum, mâzisine, târihine, kültürel değerlerine yabancı, hatta düşmân olarak yetişmelerini arzu etmekte ve bu hususta büyük gayretler göstermektedirler…

12.04.2016