BAKARA SÛRESİ, Âyet: 8

Cenâb-ı Hak, Bakara sûresinin baş tarafında [ilk 5 âyet-i kerîmede], evvelâ ?mü?minler?in özelliklerini beyân etti, anlattı; ondan sonra da ?kâfirler? hakkında, ?inkârcılar? hakkında açıklamalarda bulundu. Onların özelliklerini beyân etti. Şimdi, Bakara sûresinin bu âyet-i kerîmelerinde ise, ?münâfıklar?ın, ?inanmadıkları hâlde inanıyor gibi görünen kimseler?in özellikleri söz konusu edilmektedir.

?İnsanlardan, inanmadıkları halde, ?Allah’a inandık, âhıret gününü tasdîk ettik? diyenler var. Haddizâtında bunlar inanmadıkları hâlde inandıklarını ifâde etmektedirler.? Müminler, müslümanlar arasında kendilerine bir pâye sağlamak maksadıyla, bir takım dünyevî menfaatler dolayısıyla, bazı menfaatleri elde etmek gâyesiyle, müminlere, inandıklarını söylemektedirler. Bu sûretle, inanmadıkları halde, îmân etmedikleri halde, îmân etmiş gibi görünme durumunda bulunurlar. Onların bu davranışları, İslâmiyyette ?nifâk? dediğimiz, ?münâfıklık? dediğimiz bir özellikle yâd edilmekte, anılmaktadır.

Bu, aslında çok kötü bir haslettir. İnanmayan kimselerin, sırf dünyevî menfaat için, bir takım yararlar elde etmek maksadıyla, bu şekilde müminleri kandırmağa çalışmaları, kendilerini onlardanmış gibi gösterme gayretine düşmeleri, müminler için bir tehlike de oluşturmaktadır.

Bu insanlar, müminlerin arasına sızmış, bir nevi câsûs gibidirler. Onlara dikkat etmek lâzım. Nifâk, insanlar için bir nevi hastalıktır. Bu hastalıktan sakınmak, korunmak ve bu hastalık ile muallel olan kimselerden uzak durmak, bütün müminler için dikkat edilmesi gerekli, ihtiyâtlı davranmayı gerektiren bir özelliktir. Dolayısıyla bunlar, bir nevi kandırmaca içindedirler. Başkalarını, kendi bir takım harîs düşüncelerine ve ard niyetlerine devâmlı sûrette âlet etmek ve onlardan istifâde etmek istemektedirler.