BAKARA SÛRESİ, Âyet: 6

Cenâb-ı Hak, Bakara sûresinin bu âyet-i kerîmesinde, inkârcıların hâlini açıklayarak, onların durumlarını söz konusu ediyor:  ?Kâfirler, yani inkâr edenler hakkında, herhangi bir korkutma ve îkâzda bulunsan da, bulunmasan da fark etmez; Onlar haddizâtında inanmazlar.? Yani bu îkâzların, bu uyarıların, onlar için tesîrli, etkili olmaz. Onlar, Allahü teâlânın kendilerine daha önce gösterdiği bütün hakîkatleri, gerçekleri göz ardı etmiş, bunları gizleme yoluna giderek, hakîkatleri görmek istememişlerdir.

Haddizâtında onlar, önceki davranışlarının sonucu olarak böyle bir durumla karşı karşıya kalmışlardır. Onların inkârları, son derece inâdî, bilinçli bir inkârdır. Bu bakımdan, Cenâb-ı Hak, ?onların îmân etmeleri, inanmaları söz konusu değildir artık? buyuruyor.

Âyet-i kerîmede geçen “Küfür” kelimesi, Arapça?da lüğat ma?nâsı olarak, ?hakîkati, gerçeği örtme? ma?nâsında kullanılmaktadır. Nitekim Kur?ân-ı kerîmde bir âyet-i kerîmede, dünyâ hayâtından bahsedilirken, ??Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, zirâatçilerin [ekicilerin, ekincilerin] hoşuna gider [rençberleri imrendirir]?? (Hadîd sûresi, 20) buyuruluyor. Yani buradaki ?küffâr=kâfirler? kelimesi, zirâatçılar, tarımla meşgûl olan, toprağı örten, ektikleri tohumun üzerini,  sürdükleri tarlanın topraklarıyla güzelce örterek onların güzelce bitmelerini ve yeni bir nebât ortaya çıkmasını sağlayan ?zirâatçılar, çiftçiler, tarımcılar? ma?nâsında kullanılmaktadır. Demek ki buradaki ?küffâr? kelimesi ?zürrâ? ma?nâsında kullanılmaktadır. Onlar toprağı örttükleri için, bu vasıfla zikredilmektedirler. Kur?ân-ı kerîmde, Arap şiirinde buna dâir pek çok misâller vardır. Yani bu ?küfr?ün, ?örtmek? ma?nâsına, ?üstünü kapamak? ma?nâsına geldiğini ifâde eden çeşitli kullanışları söz konusudur.

Burada, ?dîn husûsunda, dînin ortaya koyduğu hakîkatleri örterek, onları, isyân, Allah’a karşı gelmek sûretiyle ve görmezden gelerek, Allah’ın bildirdiklerine kıymet vermemek ve onların gün ışığına çıkmasına mâni olmak? anlamında kullanılmaktadır ki, ?kâfir?, bu ma?nâda ?münkir?, yani inkâr eden, ?hakîkatin, gerçeğin üzerini örten, kapatan? ma?nâsında kullanılmıştır.

“İnnellezîne keferû?”, ?küfredenler?i, yani ?hakîkati kabûl etmeyenleri, gerçeği örten kimseler?i, ?ister inzâr et, korkut, uyar; istersen uyarma; onlara müsâvîdir, eşittir.? “İnzâr etmek”, ?âkıbetini haber vermek? ma?nâsındadır. Onlar, herhangi bir konuda kendilerini bekleyen, kendilerinin davranışlarının yol açacağı netîcenin ne olduğu kendilerine bildirildiği zaman, o bildirmekten ve îkâzdan, uyarıdan nasîp almazlar. Cenâb-ı Hak, ?İster onları uyar; istersen uyarma, onları âkıbetlerinden haberdâr etme; onlar haddizâtında inanacak değillerdir, inanmazlar? buyuruyor.