BEKLEYEMEDİN Mİ?

20 Şubat 2010
By Editör

MUHAMMED ÇELEBİ SULTAN

Anadolu””yu aydınlatan meşhûr velilerden. Eğridir””de doğdu ve 1494 (H.900) de orada vefat etti. Babası, Pîrî Halîfe Sultandır. Seyyid olup nesebi yirmi üçüncü batında hazret-i Hüseyin””e ulaşır. Babası Pîrî Halîfe Sultan, mânevî bir işâret üzerine genç yaştayken İran””ın Hoy şehrinden, hocası Şeyhülislâm Berdeî hazretleriyle birlikte Anadolu””ya göçmüştür. Anadolu””ya gelince, büyük bir mürşid-i kâmil olan hocası Şeyhülislâm Berdeî””nin kızıyla evlenmiş ve bu evlilikten Muhammed Çelebi Sultan doğmuştur. (Bkz. Berdeî Sultan, Pîrî Halîfe Sultan)

Daha küçük yaşta iken, babasının ziyâretine gelenler içerde iken, ıslahı mümkün olmayan kimselerin ayakkabılarını ters çevirir; iyi kimselerinkini ise düzgünce koyardı. Küçük yaşında günahkar ve sâlih insanı ayırır ve söylerdi. Melekleri görür ve gördüğü şeyleri söylerdi. Babası çarşıdan alınan çörekten yedirince bu hali kırk gün kaybolur kırk gün sonra yine görürdü. Niçin gördüklerini söylüyorsun? dediklerinde, bana; “Gördüklerini söyle sana zararı yoktur diyorlar.” derdi. On yaşına kadar bu hali devâm etti.Sonra gizledi.

Talebelerinden Hayreddîn Halîfe””nin oğlu Hacı Halîfe şöyle anlatmıştır: “Hacca gitmeye niyet etmiştim. Kutb-ı âlem Muhammed Çelebi Sultan””dan müsâde ve duâ almak için huzûruna gittim. Mesciddeydi. Mescide girdiğimde mihrabda kıbleye doğru oturmuş kendi kendilerine şöyle diyorlardı: “Hey HacıHalîfe! Bir sene daha sabredemedin mi ki bizimle berâber gidesin!” Sonra geldiğimi farkedip bana döndü ve; “Hacı Halîfe! Şimdi seni anıyordum. Şeyhülislâm Berdeî Sultanın rûhâniyeti senin hacca gideceğini haber verdi ve; “Bizim Hayreddîn Halîfe””nin oğlu HacıHalîfe Mekke””ye gider. Ona himmet ve duâ eyle.” buyurdu. Ondan bildim ki hacca gidersin.” dedi. Beni hoş görüp uğurlarken de şöyle dedi: “HacıHalîfe! Kutbu görmek ister misin?” Ben de; “İsterim Sultanım. Bunun için himmet buyurun.” dedim. Bana; “Arafat””a vardığın zaman sağ tarafında falan yerde bir çadırda Ricâl-i gaybı (Allahü teâlânın gizlediği sevgili kulları) toplansalar gerektir. Baş tarafta yüzü örtülü oturan kutb-ı âlemdir. Onu ziyâret edersin.” buyurdu. Arafat””a vardığımda târif ettiği gibi bir çadır buldum. Çadıra girip Allah adamlarının ayaklarının bastığı topraklara yüzümü sürdüm. İçerisi büyük zâtlarla doluydu. Baş tarafta yüzü örtülü biri oturuyordu.Târife göre yüzü örtülü olan kutb-ı zamandı.Yanına yaklaşıp; “Seni yaratan Rabbimin aşkına! Sultanım lutfeyle, mübârek yüzünüzden örtüyü kaldırıver de yüzünüzü göreyim. Ben size şeyhimin yüksek himmetiyle eriştim.” diyerek hem ağladım hem yalvardım. Benim ağladığımı ve yalvardığımı görünce yüzünden örtüyü kaldırdı. Mübârek yüzüne baktım bir de gördüm ki o zât şeyhim Muhammed Çelebi Sultanın kendisidir. Bu hâli görür görmez bir nâra attım. Aklım başımdan gitmiş. Bir müddet sonra kendime gelip toparlandım. Kalkıp etrafıma baktım orada kimse yok. Hacdan döndükten sonra hocamın huzûruna vardığımda; “HacıHalîfe! Kutbu gördün mü? Sakın ben hayattayken bu sırrı kimseye açma, söyleme.” buyurdu.

« < --- Önceki yazı | | Sonraki yazı --- > »

02.02.2010 Tarihinden itibaren:
Free Hit Counter