KÖTÜ ALIŞKANLIKLARIN ZARARLARI

kardelen11(22.07.2006 – 26 Cemâzil-âhır 1427 Cumartesi)

Bugün yalnız Türkiye’yi değil, bütün dünya ülkelerini tehdîd eden en önemli meselelerden biri hattâ bir numaralı mes’ele, sigaradan en ağır narkotiklere kadar, bütün çeşitlerini içine alan uyuşturucuların kullanılmasıdır. Aslında uyuşturucu alışkanlığı tedrîcî olarak (yavaş, yavaş) intihâr demektir.

Gençliğimizi tehdit eden, başta uyuşturucu felâketi olmak üzere, alkol, sigara ve diğer kötü, zararlı alışkanlıklarla mücâdelede bir seferberlik başlatılmalıdır. Sokak çocuklarını da ülkeye kazandırma kampanyaları açılmalı, açılanlara destek verilmelidir. Ayrıca caydırıcı kânûnî müeyyidelerin (yasal yaptırımların) uygulanması da şarttır. Ama Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre; “Uyuşturucuyu ancak âile önler.”

Bilindiği üzere, suç ve kötü alışkanlıklar âilede doğar, filizlenir, sokakta gelişir. 6-12 yaş arası, çocuklar için en önemli dönemdir. 6-12 yaşındaki çocuk sigara, alkol ve uyuşturucunun zararını idrâk edemez. Bu yaştakiler alkol, sigara ve uyuşturucuya prestij-kendini ispatlama, kendisini kabûl ettirme gâyesi ile başlarlar.

Kötü alışkanlıkların çoğu, yaşıtı (akrânı) olan arkadaşların teşvîki ile olur. Ailelerin, çocuklarının kimlerle arkadaşlık kurduklarını çok iyi araştırmaları, takip etmeleri gerekir. Dost görünen bazı arkadaşlar kötü alışkanlıkların sebebidir. 9 yaşında uyuşturucu kullananlar var. Uyuşturucu satıcılarının çoğu çocuk yaştadır. Aileyi en çok zorlayan yaşlar ise, 12–18 arasıdır.

Uyuşturucu, alkol, sigara, kapkaç, hırsızlık, dilencilik, gasp çeteleri de umûmiyetle 14 yaş altındaki çocukları kullanmaktadırlar.

Türkiye, dünyâdaki birçok ülkenin iştâhını kabartan hedef ülkedir. Uyuşturucu mafyasının da hedefindedir. Onlar, güzel kızlar, yakışıklı erkekler, zengin gençler ve fakîr kişileri hedef olarak seçerler. Şöyle ki, güzel kızları uyuşturucuya alıştırır, onlarla erkekleri tavlıyarak uyuşturucuya bağımlı hâle getirir, ya da fuhşa iterler. Yakışıklı erkeklerle de kızları avlayıp fuhşa sevk ederler. Zengin çocukları birer mâlî kaynaktır. Fakîr çocukları ise “torbacı” olarak uyuşturucu satıcısıdır.

Uyuşturucu ve terör örgütleri içiçedir. Dünya genelinde uyuşturucu mafyasının 2004 yılındaki kârı, 1 trilyon 95 milyar dolardır (L’express ve The Economist). Avrupa Birliği (15 ülke iken) uyuşturucu ve alkolle mücâdelede her yıl 2,5 milyar Euro harcıyordu; ama maalesef arzû edilen netîceyi alamamışlardır.

Tempo Dergisindeki Bağımlı Danışmanı Jale Kerimol’a göre; uyuşturucular konusunda âcilen gerekli tedbirler alınmazsa, 5 yıl sonra çok geç kalınacaktır. Onun için Aile, Medya, Polis, Jandarma, Devlet, Yeşilay gibi resmî ve sivil kurum ve kuruluşlar işbirliği yapmalıdırlar.

Bireysel Gelişim Uzmanı Nil Gün’e göre de:

Her türlü uyuşturucu kullanan 20 bin gencin sorgulanmasında; bu gençlerin anne ve babalarına, hayâta, âileye öfkeli ve kızgın oldukları; tahsîl yapmak ve Üniversiteye girmek gibi bir niyetlerinin de bulunmadığı tesbît edilmiştir.

Uyuşturucu bağımlısı olmanın bazı sebepleri vardır:

Bunlar arasında bilgisizlik, manevî boşluk, inanç za’fı, eğitim za’fiyeti, âile yapısındaki bozukluk-geçimsizlik-ahlâkî ve mânevî zaaflar, bölünmüş âile, bozuk arkadaşlar, özenti, merak, deneyip bırakamama, moda, kendini aşma (ispatlama) arzûsu, televole kültürü alma, uyuşturucu kültürü ile yetişme, hasta çevre ve toplum içinde yaşama, diskotek, birahane ve eğlence yerlerine gitme i’tiyâdı, cinsel bozukluk, gençleri bencilliğe (egoizme)- şahsî çıkarcılığa-cismânî hazcılığa iten temel sebepler, dış güçlerin ve içeride bunlarla işbirliği yapan güçlerin organize çalışmaları gibi muhtelif sebepler sayılabilir. Mânevî doyumsuzluğun (boşluğun) madde ile tatmîni arzûsu uyuşturucunun kapısını aralıyor.

Günümüzde artık uyuşturucu daha kolay üretiliyor ve elde ediliyor. Son yıllara kadar güzel ülkemiz Türkiye, uyuşturucu güzergâhı (transit yolu) idi. Bugün ise maalesef uyuşturucu mafyası Türkiye’yi “üs” olarak seçmiştir.

Ma’lûmdur ki, bir ülkede tüketim varsa, o ülkede üretim de vardır. İstanbul Narkotik Polisi, 2005 yılında 3 ton 691 kilo uyuşturucu yakalayarak rekor kırdı. 2004 yılında yakalanan ise 3 ton 642 kilo idi. Türk Narkotik Polisinin başarısı dünya ülkelerinin çok üstündedir.

Türkiye’de uyuşturucu ve hap kullananların sayısı kesin belli değildir. Buzdağı gibi görünmeyen kısmı görünenden fazladır. 2003 yılına göre 2004 yılında yüzde 66,7 artış kaydedilmiştir. Tahminlere göre Türkiye’mizde uyuşturucu ve hap kullananların sayısı 4 milyondur.

Okul önleri, İnternet kafeler, Bar-Pavyon-Diskotek gibi eğlence yerleri uyuşturucuların satılma ihtimâli yüksek olan yerlerdir; buralar sıkı bir şekilde kontrol edilmelidir.

“Yeniden Sağlık ve Eğitim Derneği”nden Doç. Dr. Kültegin Ögel başkanlığında İstanbul’un 15 ilçesinde 43 okulda, 10. sınıf öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada:

Esrar kullanan 2001 yılında % 1,3 iken 2004 yılında % 5,8’e ulaşmıştır.

Eroin ise 2001 yılına göre % 100 artarak % 1,6’ya ulaşmıştır.

Ecstacy 2001 yılında 0,8 iken % 287,5 artarak 2004 de 3,1 yükselmiştir.

 

« < --- Önceki yazı | | Sonraki yazı --- > »