<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof.Dr.Ramazan Ayvallı</title>
	<atom:link href="http://www.ramazanayvalli.net/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ramazanayvalli.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 10 Jul 2010 15:42:49 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Evliyalar (Film)</title>
		<link>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9372</link>
		<comments>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9372#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2010 17:30:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ramazanayvalli.net/?p=9372</guid>
		<description><![CDATA[ALLAHÜ TEALANIN SEVGİLİ KULLARI (FİLM)
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.dinimizislam.com/video/default.asp?id=1" target="_blank">ALLAHÜ TEALANIN SEVGİLİ KULLARI (FİLM)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ramazanayvalli.net/?feed=rss2&amp;p=9372</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>VÂLİNİN HÜRMETİ</title>
		<link>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9464</link>
		<comments>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9464#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 16:15:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[MENKIBELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ramazanayvalli.net/?p=9464</guid>
		<description><![CDATA[MUHAMMED BİN ESLEM TÛSÎ
Horasan taraflarında yaşayan büyük velîlerden, tefsîr, kelâm ve hadîs âlimi. İsmi, Muhammed bin Eslem bin Sâlim, künyesi Ebü&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;l-Hasan&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;dır. Tûsî nisbesiyle meşhûr olmuştur. İnsanlar arasında &#8220;Resûlün Lisânı&#8221; ve &#8220;Horasan Serdârı&#8221; diye tanınmıştır. Tûs&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;da doğdu, doğum târihi bilinmemektedir. 856 (H.242) senesinde Nişâbur&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;da vefât etti.
Zamânının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsîl eden Muhammed bin Eslem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/IMG_10.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-9470" title="IMG_10" src="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/IMG_10-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>MUHAMMED BİN ESLEM TÛSÎ<br />
</strong>Horasan taraflarında yaşayan büyük velîlerden, tefsîr, kelâm ve hadîs âlimi. İsmi, Muhammed bin Eslem bin Sâlim, künyesi Ebü&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;l-Hasan&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;dır. Tûsî nisbesiyle meşhûr olmuştur. İnsanlar arasında &#8220;Resûlün Lisânı&#8221; ve &#8220;Horasan Serdârı&#8221; diye tanınmıştır. Tûs&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;da doğdu, doğum târihi bilinmemektedir. 856 (H.242) senesinde Nişâbur&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;da vefât etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Zamânının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsîl eden Muhammed bin Eslem Tûsî, Ya&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;lâ bin Ubeyd ve kardeşinden, Câfer bin Avn, Yezîd bin Hârûn, Ubeydullah bin Mûsâ, El-Mukrî ve başkalarından hadîs-i şerîf rivâyetinde bulundu. Hadîs, tefsîr ve kelâm ilminde yüksek bir âlim oldu. Zamânındaki hadîs âlimleri onun sikâ, güvenilir bir zât olduğu husûsunda görüş birliğine vardılar. Muhammed bin Eslem Tûsî hazretleri hâfız yâni yüz bin hadîs-i şerîfi, râvilerinin hal tercümeleriyle birlikte ezbere bilirdi. Kendisinden de İbrâhim bin Ebî Tâlib, Hüseyin bin Muhammed el-Kubânî, İbn-i Huzeyme, İbn-i Ebî Dâvûd, Muhammed bin Vekî&#8221;&#8221;&#8221;&#8221; et-Tûsî ve başka zâtlar da ondan hadîs-i şerîf rivâyet ettiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Muhammed bin EslemTûsî hazretleri bütün ömrü boyunca Peygamber efendimizin sünnet-i seniyyesine tam bir bağlılık içinde yaşadı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir zâlim, Kur&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;ân-ı kerîmin mahlûk olduğunu söylemesi için Muhammed bin Eslem hazretlerini zorladı ise de, söylemeyip, zindana atıldı ve orada iki sene kadar kaldı. Bu zaman zarfında, her Cumâ günü gusledip, seccâdesini alır ve Cumâ namazını câmide kılabilmek için zindanın kapısına gelirdi.Câmiye gitmesine izin verilmeyince geri döner ve; &#8220;Yâ Rabbî! Ben Cumâ namazını cemâatle câmide kılabilmek için çıkmak istiyorum. Fakat izin verilmediğini sen görüyorsun. Elimden gelen bir şey yok. Hâlim sana mâlûmdur&#8221; derdi. Nihâyet zindandan kurtuldu. O sırada, Horasanvâlisi Abdullah bin Tâhir, Nişâbûr&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;a gelmişti.Halk kendisini karşılamak için yollara döküldü. Tanışma merasimi üç gün sürdü. Üçüncü gün akşam, Abdullah bin Tâhir; &#8220;Tanınmış kimselerden bu merâsime gelmeyen kaldı mı?&#8221; diye sordu. &#8220;Evliyâdan Ahmed bin Harb ile Muhammed bin Eslem Tûsî var&#8221; dediler. &#8220;Niçin gelmediler?&#8221; deyince; &#8220;Bunlar iki büyük zâttır ki, hep kendi hâllerinde; Allahü teâlâya ibâdet eder ve her an O&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;nu hatırlamakla meşgûl olur. İnsanlarla pek alâkadar olmazlar.&#8221; dediler. &#8220;Öyle ise bizim onlara gitmemiz lâzımdır.&#8221; deyip, önceAhmed bin Harb&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;in yanına geldi. Ahmed bin Harb, Abdullah&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;ı görünce, &#8220;Simânızın çok güzel olduğunu duymuştum. Görüyorum ki, yakışıklılığınız duyduğumdan da fazla imiş. Şimdi size yakışan odur ki, bu güzel yüzü, Allahü teâlânın emirlerine itâat etmek ve çeşitli günahları işlememek sûretiyle çirkin ve kara olmaktan koruyasınız.&#8221; buyurdu. Abdullah bin Tâhir, bundan sonra Muhammed bin Eslem Tûsî&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;nin yanına gitti. Fakat eve giremedi. Kapıda, &#8220;Yâ Rabbî!Ben çok kötü bir kimse olduğum için, belki benden nefret ediyor. Fakat, o senin sevgili kullarından olduğu için, onu senin rızân için çok seviyorum ve biliyorum ki, ben onun hizmetçisi bile olmaya lâyık değilim. Bana lütfeyle. O mübârek zât hürmetine bu kötü kulunu affeyle.&#8221; diye duâ etti. O gün Cumâ idi. Dışarıda bekleyip, namaz vaktinde nasıl olsa dışarı çıkar, o zaman kendisi ile görüşürüm diye düşündü. Namaz vakti gelip, Muhammed bin Eslem rahmetullahi aleyh dışarı çıkınca Vâli büyük bir hürmetle, kendisinden duâ istirhâm etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ramazanayvalli.net/?feed=rss2&amp;p=9464</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DÖNMEYECEĞİN GÜN DE GELİR</title>
		<link>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9461</link>
		<comments>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9461#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 16:13:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[MENKIBELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ramazanayvalli.net/?p=9461</guid>
		<description><![CDATA[MUHAMMED EMİN ERBİLÎ
Son asırda Irak&#8221;&#8221;ta ve Mısır&#8221;&#8221;da yaşamış olan velîlerden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerinden. Babasının ismi Fethullah&#8221;&#8221;tır. Doğum târihi bilinmemektedir. Ancak on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Irak&#8221;&#8221;ın Erbil şehrinde doğdu. 1914 (H.1332) senesinde Kâhire&#8221;&#8221;de vefât etti. Kabri, Karafe kabristanındadır.
Kâdiriyye yolu ileri gelenlerinden olan babası Fethullah Efendinin terbiyesinde yetişen Muhammed Emin Erbilî, babasından Kur&#8221;&#8221;ân-ı kerîm okumayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">MUHAMMED EMİN ERBİLÎ</p>
<p style="text-align: justify;">Son asırda Irak&#8221;&#8221;ta ve Mısır&#8221;&#8221;da yaşamış olan velîlerden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerinden. Babasının ismi Fethullah&#8221;&#8221;tır. Doğum târihi bilinmemektedir. <a href="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/2008-09-10_-_KIZILDENIZ_32.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-9473" title="2008-09-10_-_KIZILDENIZ_32" src="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/2008-09-10_-_KIZILDENIZ_32-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Ancak on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Irak&#8221;&#8221;ın Erbil şehrinde doğdu. 1914 (H.1332) senesinde Kâhire&#8221;&#8221;de vefât etti. Kabri, Karafe kabristanındadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kâdiriyye yolu ileri gelenlerinden olan babası Fethullah Efendinin terbiyesinde yetişen Muhammed Emin Erbilî, babasından Kur&#8221;&#8221;ân-ı kerîm okumayı ve diğer temel din bilgilerini öğrendi. Erbil&#8221;&#8221;de bulunan âlim ve velîlerin ilim meclisinde ve sohbetlerinde bulundu. Nakşibendiyye yolu büyüklerinden Mevlânâ Şeyh Ömer&#8221;&#8221;e talebe oldu. Onun hizmet ve sohbetlerinde bulundu.Şeyh Ömer Efendinin pekçok yüksek hallerine ve kerâmetlerine şâhid oldu. Onun sohbetinde ilâhî feyzlere kavuştu. Nefsinin istediklerini yapmamak ve istemediklerini yapmak sûretiyle Allahü tealânın rızâsına kavuşmaya çalıştı. Nakşibendiyye yoluna göre yetişip güzel ahlâk ve iyi haller sâhibi oldu. Hocasının talebeleri arasında en yükseği oldu. Hocasının verdiği vazifeleri edepli bir şekilde ve tam olarak yerine getirdiği gibi, arkadaşlarına karşı da muâmelesi hoştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Talebelerinin suâllerine cevap verir, özel meselesi olanlarla ilgilenirdi. Hastaları ziyâret eder, cenâzesi olanların cenâzesinde bulunurdu. Ölümü çok hatırlar ve hatırlatırdı. Bir defâ cenâzeden dönen bir talebesine; &#8220;Nereden geliyorsun?&#8221; diye sordu. O da kabristandan geldiğini söyleyince; &#8220;Bu sefer kabristandan döndün. Kabristana gidip de geri dönmeyeceğin gün de gelecektir.&#8221; buyurdu. Bir meclisden kalkacağı zaman; &#8220;Biz iki defa kalkacağız. Birisi bu gördüğümüz kalkış, diğeri ise kıyâmet günündeki kalkıştır.&#8221; buyururdu. Ölümü hatırlatıcı âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler okurdu. &#8220;Dil ile ölümü zikretmenin hiç kıymeti yoktur. Asıl kıymetli olan ve Peygamber efendimizin &#8220;Lezzetleri yok eden ölümü çok hatırlayınız.&#8221; hadîs-i şerîfinden murâd, ölümü dil ile değil, kalp ile hatırlamaktır.&#8221; buyururdu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ramazanayvalli.net/?feed=rss2&amp;p=9461</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAKİKATİ ANLATACAĞIM</title>
		<link>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9459</link>
		<comments>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9459#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 16:12:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[MENKIBELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ramazanayvalli.net/?p=9459</guid>
		<description><![CDATA[MUHAMMED EMİN ERBİLÎ
Son asırda Irak&#8221;&#8221;ta ve Mısır&#8221;&#8221;da yaşamış olan velîlerden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerinden. Babasının ismi Fethullah&#8221;&#8221;tır. Doğum târihi bilinmemektedir. Ancak on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Irak&#8221;&#8221;ın Erbil şehrinde doğdu. 1914 (H.1332) senesinde Kâhire&#8221;&#8221;de vefât etti. Kabri, Karafe kabristanındadır.
Kâdiriyye yolu ileri gelenlerinden olan babası Fethullah Efendinin terbiyesinde yetişen Muhammed Emin Erbilî, babasından Kur&#8221;&#8221;ân-ı kerîm okumayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">MUHAMMED EMİN ERBİLÎ</p>
<p style="text-align: justify;">Son asırda Irak&#8221;&#8221;ta ve Mısır&#8221;&#8221;da yaşamış olan velîlerden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerinden. Babasının ismi Fethullah&#8221;&#8221;tır. Doğum târihi bilinmemektedir. <a href="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/2008-09-10-KIZILDENIZ-5.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-9475" title="2008-09-10 - KIZILDENIZ 5" src="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/2008-09-10-KIZILDENIZ-5-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Ancak on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Irak&#8221;&#8221;ın Erbil şehrinde doğdu. 1914 (H.1332) senesinde Kâhire&#8221;&#8221;de vefât etti. Kabri, Karafe kabristanındadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kâdiriyye yolu ileri gelenlerinden olan babası Fethullah Efendinin terbiyesinde yetişen Muhammed Emin Erbilî, babasından Kur&#8221;&#8221;ân-ı kerîm okumayı ve diğer temel din bilgilerini öğrendi. Erbil&#8221;&#8221;de bulunan âlim ve velîlerin ilim meclisinde ve sohbetlerinde bulundu. Nakşibendiyye yolu büyüklerinden Mevlânâ Şeyh Ömer&#8221;&#8221;e talebe oldu. Onun hizmet ve sohbetlerinde bulundu.Şeyh Ömer Efendinin pekçok yüksek hallerine ve kerâmetlerine şâhid oldu. Onun sohbetinde ilâhî feyzlere kavuştu. Nefsinin istediklerini yapmamak ve istemediklerini yapmak sûretiyle Allahü tealânın rızâsına kavuşmaya çalıştı. Nakşibendiyye yoluna göre yetişip güzel ahlâk ve iyi haller sâhibi oldu. Hocasının talebeleri arasında en yükseği oldu. Hocasının verdiği vazifeleri edepli bir şekilde ve tam olarak yerine getirdiği gibi, arkadaşlarına karşı da muâmelesi hoştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Mısır&#8221;&#8221;da Ezher Medresesinde Muhammed Râzî isminde âlim bir zât vardı. Fakat tasavvuf yoluyla ilgisi yoktu. Bir gün Muhammed Emin Erbilî hazretleriyle oturup sohbet ederlerken, MuhammedEmin Erbilî&#8221;&#8221;ye; &#8220;Bu zamanda mürşid-i kâmil yoktur. Kendisinin mürşid-i kâmil olduğunu söyleyenler ise bu zamânın deccalleridir. Eğer sen kendinin mürşid-i kâmil olduğunu söyleyecek olursan, sen sâlih bir kimsesin. Mürşid-i kâmil olmaktan çok uzaksın.&#8221; dedi. MuhammedEmin Erbilî hazretleri buyurdu ki: &#8220;Allahü teâlâ her zaman yeryüzünde mürşid-i kâmiller bulundurur. Allahü teâlâdan sana zamânın mürşid-i kâmilini göstermesini diliyorum.&#8221; Sohbetten sonra ayrıldılar. Muhammed Râzî ismindeki o kimse bir gece rüyâsında yüksek ve nûrlu kürsüler üzerinde oturan velîleri gördü. O zâtların yüzleri ayın on dördü gibi parlıyordu. Onlara imrenerek kendi kendine dedi ki: &#8220;Bunlar mürşid-i kâmil olan zâtlardır herhâlde.&#8221; Utanarak birisine yaklaştı ve; &#8220;Bu zamânın mürşid-i kâmilini biliyor musun?&#8221; diye sordu. O zât da; &#8220;Bu zamânın mürşid-i kâmili, şu senin yanında oturan arkadaşındır.&#8221; diyerek Muhammed Emin Erbilî hazretlerini işâret etti. Muhammed Râzî o zâtın işâret ettiği kimsenin yanına gidince Muhammed Emin Erbilî hazretlerini gördü. Muhammed Emin Efendiye; &#8220;Sen mürşid-i kâmil olan kimselerdensin de kendini niçin gizliyorsun. Beni de meclisine al.&#8221; dedi. Muhammed Emin Erbilî hazretleri; &#8220;Şimdi meşgûlüm. Sana hakîkati daha sonra anlatacağım.&#8221; buyurdu. Muhammed Râzî uykudan uyandı. Rüyâda gördüklerini düşündü. Ertesi gün, Ezher Medresesinin revaklarında oturan MuhammedEmin Erbilî&#8221;&#8221;yi görüp onun yanına yaklaştı.Fakat Muhammed EminErbilî ona yumuşaklıkla; &#8220;Yâ Şeyh sabret. Sana olanları anlatacağım.&#8221; buyurdu. Bu söz karşısında şaşkına dönen Muhammed Râzî kendi kendine; &#8220;Ben rüyâda gördüklerimi kimseye anlatmadım.&#8221; dedi. O kimse, MuhammedEmin Efendiye; &#8220;Ben rüyâmda şöyle şöyle gördüm, fakat onu sana anlatmadım. Senin, bu zamânın mürşid-i kâmili olduğunu anladım. Beni de zikir meclisine kabûl et.&#8221; dedi. Muhammed Emin Erbilî hazretleri onu Bulak&#8221;&#8221;taki meclisine kabûl etti. Muhammed Râzî ismindeki o zât da tasavvuf yoluna girip, ilerledi. Muhammed Emin hazretlerinin bereketiyle Allahü teâlânın rızâsına kavuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ramazanayvalli.net/?feed=rss2&amp;p=9459</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EDİRNE&#8221;NİN KURTULUŞU</title>
		<link>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9457</link>
		<comments>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9457#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 16:11:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[MENKIBELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ramazanayvalli.net/?p=9457</guid>
		<description><![CDATA[MUHAMMED EMİN ERBİLÎ
Son asırda Irak&#8221;&#8221;ta ve Mısır&#8221;&#8221;da yaşamış olan velîlerden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerinden. Babasının ismi Fethullah&#8221;&#8221;tır. Doğum târihi bilinmemektedir. Ancak on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Irak&#8221;&#8221;ın Erbil şehrinde doğdu. 1914 (H.1332) senesinde Kâhire&#8221;&#8221;de vefât etti. Kabri, Karafe kabristanındadır.
Kâdiriyye yolu ileri gelenlerinden olan babası Fethullah Efendinin terbiyesinde yetişen Muhammed Emin Erbilî, babasından Kur&#8221;&#8221;ân-ı kerîm okumayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">MUHAMMED EMİN ERBİLÎ</p>
<p style="text-align: justify;">Son asırda Irak&#8221;&#8221;ta ve Mısır&#8221;&#8221;da yaşamış olan velîlerden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerinden. Babasının ismi Fethullah&#8221;&#8221;tır. Doğum târihi bilinmemektedir. <a href="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/2008-09-10_-_KIZILDENIZ_26.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-9480" title="2008-09-10_-_KIZILDENIZ_26" src="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/2008-09-10_-_KIZILDENIZ_26-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a>Ancak on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Irak&#8221;&#8221;ın Erbil şehrinde doğdu. 1914 (H.1332) senesinde Kâhire&#8221;&#8221;de vefât etti. Kabri, Karafe kabristanındadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kâdiriyye yolu ileri gelenlerinden olan babası Fethullah Efendinin terbiyesinde yetişen Muhammed Emin Erbilî, babasından Kur&#8221;&#8221;ân-ı kerîm okumayı ve diğer temel din bilgilerini öğrendi. Erbil&#8221;&#8221;de bulunan âlim ve velîlerin ilim meclisinde ve sohbetlerinde bulundu. Nakşibendiyye yolu büyüklerinden Mevlânâ Şeyh Ömer&#8221;&#8221;e talebe oldu. Onun hizmet ve sohbetlerinde bulundu.Şeyh Ömer Efendinin pekçok yüksek hallerine ve kerâmetlerine şâhid oldu. Onun sohbetinde ilâhî feyzlere kavuştu. Nefsinin istediklerini yapmamak ve istemediklerini yapmak sûretiyle Allahü tealânın rızâsına kavuşmaya çalıştı. Nakşibendiyye yoluna göre yetişip güzel ahlâk ve iyi haller sâhibi oldu. Hocasının talebeleri arasında en yükseği oldu. Hocasının verdiği vazifeleri edepli bir şekilde ve tam olarak yerine getirdiği gibi, arkadaşlarına karşı da muâmelesi hoştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Muhammed Emin Erbilî hazretleri, İslâm memleketlerinin kâfirlerin eline düşmemesi için çok duâ ederdi.Mısır&#8221;&#8221;da bulunduğu sırada sevdiklerinden birini ziyârete gitti. Fakat bu sırada üzüntülüydü. Ziyâretine gittiği kimse üzüntüsünün sebebini sordu. Muhammed EminEfendi buyurdu ki: &#8220;Edirne&#8221;&#8221;nin küffâr eline düştüğü haberi sana ulaşmadı mı?&#8221; O kimse dedi ki: &#8220;Efendim ne yapalım elimizden ne gelir?&#8221; Muhammed Emin Efendi; &#8220;Allahü teâlâya duâ edelim ve bu musîbetin İslâm memleketinden uzaklaşması için yalvaralım.&#8221; buyurdu. Talebelerinin toplanmasını emretti. Allahü teâlânın ism-i şerîfini çok andıktan sonra hep birlikte bu musîbetin gitmesi için duâ ettiler. Muhammed Emin Erbilî hazretleri bir ara gözden kayboldu. Kısa bir müddet sonra sevinerek meclise geldi ve; &#8220;Allahü teâlâ burada bulunanların duâsını kabûl buyurdu. Edirne şehrini müslümanlara tekrar ihsân edecek.&#8221; dedi. Söylediği gibi oldu. Bir müddet sonra Edirne&#8221;&#8221;nin kurtulduğu haberi duyuldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ramazanayvalli.net/?feed=rss2&amp;p=9457</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HİÇ EKSİLMEDİ</title>
		<link>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9455</link>
		<comments>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9455#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 16:11:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[MENKIBELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ramazanayvalli.net/?p=9455</guid>
		<description><![CDATA[MUHAMMED EMİN ERBİLÎ
Son asırda Irak&#8221;&#8221;ta ve Mısır&#8221;&#8221;da yaşamış olan velîlerden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerinden. Babasının ismi Fethullah&#8221;&#8221;tır. Doğum târihi bilinmemektedir. Ancak on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Irak&#8221;&#8221;ın Erbil şehrinde doğdu. 1914 (H.1332) senesinde Kâhire&#8221;&#8221;de vefât etti. Kabri, Karafe kabristanındadır.
Kâdiriyye yolu ileri gelenlerinden olan babası Fethullah Efendinin terbiyesinde yetişen Muhammed Emin Erbilî, babasından Kur&#8221;&#8221;ân-ı kerîm okumayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">MUHAMMED EMİN ERBİLÎ</p>
<p style="text-align: justify;">Son asırda Irak&#8221;&#8221;ta ve Mısır&#8221;&#8221;da yaşamış olan velîlerden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerinden. Babasının ismi Fethullah&#8221;&#8221;tır. Doğum târihi bilinmemektedir. Ancak on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Irak&#8221;&#8221;ın Erbil şehrinde doğdu. 1914 (H.1332) senesinde Kâhire&#8221;&#8221;de vefât etti. Kabri, Karafe kabristanındadır.<a href="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/2008-09-10_-_KIZILDENIZ_22.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-9482" title="2008-09-10_-_KIZILDENIZ_22" src="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/2008-09-10_-_KIZILDENIZ_22-300x272.jpg" alt="" width="300" height="272" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kâdiriyye yolu ileri gelenlerinden olan babası Fethullah Efendinin terbiyesinde yetişen Muhammed Emin Erbilî, babasından Kur&#8221;&#8221;ân-ı kerîm okumayı ve diğer temel din bilgilerini öğrendi. Erbil&#8221;&#8221;de bulunan âlim ve velîlerin ilim meclisinde ve sohbetlerinde bulundu. Nakşibendiyye yolu büyüklerinden Mevlânâ Şeyh Ömer&#8221;&#8221;e talebe oldu. Onun hizmet ve sohbetlerinde bulundu.Şeyh Ömer Efendinin pekçok yüksek hallerine ve kerâmetlerine şâhid oldu. Onun sohbetinde ilâhî feyzlere kavuştu. Nefsinin istediklerini yapmamak ve istemediklerini yapmak sûretiyle Allahü tealânın rızâsına kavuşmaya çalıştı. Nakşibendiyye yoluna göre yetişip güzel ahlâk ve iyi haller sâhibi oldu. Hocasının talebeleri arasında en yükseği oldu. Hocasının verdiği vazifeleri edepli bir şekilde ve tam olarak yerine getirdiği gibi, arkadaşlarına karşı da muâmelesi hoştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Muhammed Emin Erbilî hazretleri, fakir-zengin herkesin dâvetini kabul eder giderdi. Onu sevenlerden fakir bir kimse, çocuğunu sünnet ettirecekti. Fakat sünnete dâvet edeceği kimselere ikrâm edeceği bir şey yoktu. Muhammed Emin Erbilî hazretlerine gelip, çocuğunun sünnet merâsimine dâvet etti. Muhammed Emin Erbilî ona; &#8220;Misâfirlere ikrâm edecek neyin var?&#8221; diye sordu. O kimse bir koyunu ile bir mikdâr buğday unu olduğunu söyledi. Muhammed Emin hazretleri; &#8220;Allahü teâlâ bu ikrâmını bereketli eder inşâallah. Başka bir şey hazırlamak için kendini zorlama. Misâfirlerin oturabilecekleri geniş bir çadır hazırla. Ben gelinceye kadar hazırladığın şeylerden kimseye bir şey ikrâm etme.&#8221; buyurdu. O kimse gidip Muhammed Emin Erbilî&#8221;&#8221;nin buyurduğu gibi geniş bir çadır ve ikrâm edilecek şeyleri hazırladı. Dâvetliler gelip oturdular. Bu sırada Muhammed Emin Erbilî hazretlerinin oraya geldiğini işiten talebeleri ve sevenleri de geldiler. Dört yüz kişiden fazla bir kalabalık meydana geldi. Muhammed Emin Erbilî, hazırlanan yiyeceklere bereketle duâ buyurdu. Onun duâsı bereketiyle hazırlanan az bir mikdar yemekle oradakilerin hepsi doyuncaya kadar yediler. Fakat yemekler hiç yenilmemiş gibi ortada duruyordu. Çünkü Allahü teâlâ peygamberlerine mûcize ihsân ettiği gibi, velî kullarına da kerâmetler ihsân etmişti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ramazanayvalli.net/?feed=rss2&amp;p=9455</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SAKALINDAN BİR KIL ALAYIM</title>
		<link>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9452</link>
		<comments>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9452#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 16:09:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[MENKIBELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ramazanayvalli.net/?p=9452</guid>
		<description><![CDATA[MUHAMMED ÇELEBİ SULTAN
Anadolu&#8221;&#8221;yu aydınlatan meşhûr velilerden. Eğridir&#8221;&#8221;de doğdu ve 1494 (H.900) de orada vefat etti. Babası, Pîrî Halîfe Sultandır. Seyyid olup nesebi yirmi üçüncü batında hazret-i Hüseyin&#8221;&#8221;e ulaşır. Babası Pîrî Halîfe Sultan, mânevî bir işâret üzerine genç yaştayken İran&#8221;&#8221;ın Hoy şehrinden, hocası Şeyhülislâm Berdeî hazretleriyle birlikte Anadolu&#8221;&#8221;ya göçmüştür. Anadolu&#8221;&#8221;ya gelince, büyük bir mürşid-i kâmil olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">MUHAMMED ÇELEBİ SULTAN</p>
<p style="text-align: justify;">Anadolu&#8221;&#8221;yu aydınlatan meşhûr velilerden. Eğridir&#8221;&#8221;de doğdu ve 1494 (H.900) de orada vefat etti. Babası, Pîrî Halîfe Sultandır. Seyyid olup nesebi yirmi üçüncü batında hazret-i Hüseyin&#8221;&#8221;e ulaşır. Babası Pîrî Halîfe Sultan, mânevî bir işâret üzerine genç yaştayken İran&#8221;&#8221;ın Hoy şehrinden, hocası Şeyhülislâm Berdeî hazretleriyle birlikte Anadolu&#8221;&#8221;ya göçmüştür. <a href="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/2008-09-10-KIZILDENIZ-12.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-9484" title="2008-09-10 - KIZILDENIZ 12" src="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/2008-09-10-KIZILDENIZ-12-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Anadolu&#8221;&#8221;ya gelince, büyük bir mürşid-i kâmil olan hocası Şeyhülislâm Berdeî&#8221;&#8221;nin kızıyla evlenmiş ve bu evlilikten Muhammed Çelebi Sultan doğmuştur. (Bkz. Berdeî Sultan, Pîrî Halîfe Sultan)</p>
<p style="text-align: justify;">Daha küçük yaşta iken, babasının ziyâretine gelenler içerde iken, ıslahı mümkün olmayan kimselerin ayakkabılarını ters çevirir; iyi kimselerinkini ise düzgünce koyardı. Küçük yaşında günahkar ve sâlih insanı ayırır ve söylerdi. Melekleri görür ve gördüğü şeyleri söylerdi. Babası çarşıdan alınan çörekten yedirince bu hali kırk gün kaybolur kırk gün sonra yine görürdü. Niçin gördüklerini söylüyorsun? dediklerinde, bana; &#8220;Gördüklerini söyle sana zararı yoktur diyorlar.&#8221; derdi. On yaşına kadar bu hali devâm etti.Sonra gizledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Uluborlu&#8221;&#8221;dan Emir Halîfe anlatır: &#8220;Muhammed Çelebi Sultanın vefâtından kırk sene sonra kabrinin bir tarafı çökmüştü. Tâmir etmek için kabrini açmamız îcâb etti. Kabrini açınca nûra gark olmuş bir halde yattığını gördük. Mübârek yüzü hiç solmamış, aynen hayattaki gibiydi. Yanımda sevenlerinden biri vardı. Bu kişi; &#8220;Benim bir oğlum var, bir seneden beri sıtma tutuyor, hastadır. Bu zâtın sakalından bir kıl alayım, şifâ olarak götüreyim.&#8221; dedi. Biz şimdi durum başka, gâfil olma, alınca bir belâya düşebilirsin.&#8221; dedik. Fakat adam dinlemedi yanaşıp sakalından bir kılı tutarak çekti. Koparamadı. Şeyh hazretleri sanki canlanmış gibi başını öbür tarafa çevirdi. O kişi yine aldırmayıp sakalından bir kıl koparmak için tutup çekti. Bu sırada Şeyh hazretleri o kişiye öyle bir tokat vurdu ki, adam düşüp öldü. Ben de korkumdan kaçıp bir kenara çekildim ve şaşkın bir halde yığılıp kaldım. Sonra başkaları gelip Şeyh hazretlerinin kabrini kapattı. Bu hâdisenin tesiriyle altı ay hasta yattım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ramazanayvalli.net/?feed=rss2&amp;p=9452</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OMUZ VURUP KALDIRDIM</title>
		<link>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9450</link>
		<comments>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9450#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 16:08:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[MENKIBELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ramazanayvalli.net/?p=9450</guid>
		<description><![CDATA[MUHAMMED ÇELEBİ SULTAN
Anadolu&#8221;&#8221;yu aydınlatan meşhûr velilerden. Eğridir&#8221;&#8221;de doğdu ve 1494 (H.900) de orada vefat etti. Babası, Pîrî Halîfe Sultandır. Seyyid olup nesebi yirmi üçüncü batında hazret-i Hüseyin&#8221;&#8221;e ulaşır. Babası Pîrî Halîfe Sultan, mânevî bir işâret üzerine genç yaştayken İran&#8221;&#8221;ın Hoy şehrinden, hocası Şeyhülislâm Berdeî hazretleriyle birlikte Anadolu&#8221;&#8221;ya göçmüştür. Anadolu&#8221;&#8221;ya gelince, büyük bir mürşid-i kâmil olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">MUHAMMED ÇELEBİ SULTAN</p>
<p style="text-align: justify;">Anadolu&#8221;&#8221;yu aydınlatan meşhûr velilerden. Eğridir&#8221;&#8221;de doğdu ve 1494 (H.900) de orada vefat etti. Babası, Pîrî Halîfe Sultandır. Seyyid olup nesebi yirmi üçüncü batında hazret-i Hüseyin&#8221;&#8221;e ulaşır. Babası Pîrî Halîfe Sultan, mânevî bir işâret üzerine genç yaştayken İran&#8221;&#8221;ın Hoy şehrinden, hocası Şeyhülislâm Berdeî hazretleriyle birlikte Anadolu&#8221;&#8221;ya göçmüştür. <a href="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/2008-09-10_-_KIZILDENIZ_21.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-9486" title="2008-09-10_-_KIZILDENIZ_21" src="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/2008-09-10_-_KIZILDENIZ_21-300x250.jpg" alt="" width="300" height="250" /></a>Anadolu&#8221;&#8221;ya gelince, büyük bir mürşid-i kâmil olan hocası Şeyhülislâm Berdeî&#8221;&#8221;nin kızıyla evlenmiş ve bu evlilikten Muhammed Çelebi Sultan doğmuştur. (Bkz. Berdeî Sultan, Pîrî Halîfe Sultan)</p>
<p style="text-align: justify;">Daha küçük yaşta iken, babasının ziyâretine gelenler içerde iken, ıslahı mümkün olmayan kimselerin ayakkabılarını ters çevirir; iyi kimselerinkini ise düzgünce koyardı. Küçük yaşında günahkar ve sâlih insanı ayırır ve söylerdi. Melekleri görür ve gördüğü şeyleri söylerdi. Babası çarşıdan alınan çörekten yedirince bu hali kırk gün kaybolur kırk gün sonra yine görürdü. Niçin gördüklerini söylüyorsun? dediklerinde, bana; &#8220;Gördüklerini söyle sana zararı yoktur diyorlar.&#8221; derdi. On yaşına kadar bu hali devâm etti.Sonra gizledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Muhammed Çelebi Sultan hazretleri Uluborlu Ovasında bulunan Yassıviran köyüne zaman zaman gidip halka vâz ve nasîhat ederdi. O köyden Bedevî Dede denilen bir zât şöyle anlatmıştır: Köyümüzün bir değirmeni vardı. Bu değirmeni çalıştıran akarsu ve içecek sularımız kesildi. Dağdaki menbaı kurudu, akmaz oldu. Halk içecek suya muhtaç hâle geldi. Şeyh Sultan köyümüze gelmişti. Toplanıp susuz kaldığımızı, perişan hâlimizi arzedip; &#8220;Sultanım siz kutb-i âlemsiniz. Resûlullah efendimizin hürmetine yaptığınız duâ makbuldür.&#8221; dedik. Bunun üzerine başını eğip sessizce oturdu, murâkabeye daldı. O hâle geldi ki teri sakalı üzerine damla damla aktı. Bir müddet âdetâ kendinden geçmiş bir halde kaldı. Mânâ âlemine dalıp gitti. Sonra başını kaldırdı. Gözleri iyice kızarmıştı. Merakla bekliyorduk. Bize bakıp; &#8220;Sizin suyunuz Ağras Suyu ile birmiş. Zelzele olunca bir taş sizin suyun önünü kapatmış. O taşa omuz vurup kaldırdım. Suyunuz yine sizden tarafa döndü. Varın görün.&#8221; dedi. Köy halkı gidip baktıklarında suyun yine dağdan aşağıya doğru çağlayarak akıp geldiğini gördüler. Böylece o zâtın himmetiyle susuzluktan ve sıkıntıdan kurtuldular.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ramazanayvalli.net/?feed=rss2&amp;p=9450</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DÜNYÂDA HAKKINI ALSIN</title>
		<link>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9448</link>
		<comments>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9448#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 16:07:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[MENKIBELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ramazanayvalli.net/?p=9448</guid>
		<description><![CDATA[MUHAMMED ÇELEBİ SULTAN
Anadolu&#8221;&#8221;yu aydınlatan meşhûr velilerden. Eğridir&#8221;&#8221;de doğdu ve 1494 (H.900) de orada vefat etti. Babası, Pîrî Halîfe Sultandır. Seyyid olup nesebi yirmi üçüncü batında hazret-i Hüseyin&#8221;&#8221;e ulaşır. Babası Pîrî Halîfe Sultan, mânevî bir işâret üzerine genç yaştayken İran&#8221;&#8221;ın Hoy şehrinden, hocası Şeyhülislâm Berdeî hazretleriyle birlikte Anadolu&#8221;&#8221;ya göçmüştür. Anadolu&#8221;&#8221;ya gelince, büyük bir mürşid-i kâmil olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">MUHAMMED ÇELEBİ SULTAN</p>
<p style="text-align: justify;">Anadolu&#8221;&#8221;yu aydınlatan meşhûr velilerden. Eğridir&#8221;&#8221;de doğdu ve 1494 (H.900) de orada vefat etti. Babası, Pîrî Halîfe Sultandır. Seyyid olup nesebi yirmi üçüncü batında hazret-i Hüseyin&#8221;&#8221;e ulaşır. Babası Pîrî Halîfe Sultan, mânevî bir işâret üzerine genç yaştayken İran&#8221;&#8221;ın Hoy şehrinden, hocası Şeyhülislâm Berdeî hazretleriyle birlikte Anadolu&#8221;&#8221;ya göçmüştür. <a href="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/IMG_11.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-9488" title="IMG_11" src="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/IMG_11-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Anadolu&#8221;&#8221;ya gelince, büyük bir mürşid-i kâmil olan hocası Şeyhülislâm Berdeî&#8221;&#8221;nin kızıyla evlenmiş ve bu evlilikten Muhammed Çelebi Sultan doğmuştur. (Bkz. Berdeî Sultan, Pîrî Halîfe Sultan)</p>
<p style="text-align: justify;">Daha küçük yaşta iken, babasının ziyâretine gelenler içerde iken, ıslahı mümkün olmayan kimselerin ayakkabılarını ters çevirir; iyi kimselerinkini ise düzgünce koyardı. Küçük yaşında günahkar ve sâlih insanı ayırır ve söylerdi. Melekleri görür ve gördüğü şeyleri söylerdi. Babası çarşıdan alınan çörekten yedirince bu hali kırk gün kaybolur kırk gün sonra yine görürdü. Niçin gördüklerini söylüyorsun? dediklerinde, bana; &#8220;Gördüklerini söyle sana zararı yoktur diyorlar.&#8221; derdi. On yaşına kadar bu hali devâm etti.Sonra gizledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Muhammed Çelebi Sultan hazretleri, bir defâsında Uluborlu&#8221;&#8221;ya dâvet edilince, halkı irşâd, doğru yolu göstermek için bu dâveti kabûl edip gider. Uzun sohbetler ve vâzlarla halka öğüt verir ve vâzı son derece istifâdeli olur. Dönecekleri sırada birisi evine yemeğe dâvet eder. Dâveti kabul edip o gece orada kalır.Ertesi gün vedâlaşıp ayrılır. Bîlköy denilen yere varınca atını durdurup bir talebesini yanına çağırır; &#8220;Git şu evinde kaldığımız kimsenin kapısını çal!Bir kap iste! Kabın ağzını aç o zaman Allahü teâlânın kudretini göresin. Ev sâhibine de, şeyh harcadıklarına pişman olmasın. Dünyâda hakkını alsın âhirete kalmasın dedi, diyesin.&#8221; der. Talebesi emir üzere, kendilerini dâvet eden kimsenin evine varıp bir kap ister. Kabı eline alınca dâvet eden kimse dâvet için ne kadar akçe, para harcadıysa, o kadar akçe kabın içine gaybden dökülür. Ev sâhibi çok şaşırır. Meğer şeyh hazretleri evinden ayrılınca, ona ziyâfet vermek için harcadığı parayı hesaplayıp ziyâfet verdiğine pişman olmuş.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ramazanayvalli.net/?feed=rss2&amp;p=9448</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOLAŞIP NEYLERSİN?</title>
		<link>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9446</link>
		<comments>http://www.ramazanayvalli.net/?p=9446#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 16:06:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[MENKIBELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ramazanayvalli.net/?p=9446</guid>
		<description><![CDATA[MUHAMMED ÇELEBİ SULTAN
Anadolu&#8221;&#8221;yu aydınlatan meşhûr velilerden. Eğridir&#8221;&#8221;de doğdu ve 1494 (H.900) de orada vefat etti. Babası, Pîrî Halîfe Sultandır. Seyyid olup nesebi yirmi üçüncü batında hazret-i Hüseyin&#8221;&#8221;e ulaşır. Babası Pîrî Halîfe Sultan, mânevî bir işâret üzerine genç yaştayken İran&#8221;&#8221;ın Hoy şehrinden, hocası Şeyhülislâm Berdeî hazretleriyle birlikte Anadolu&#8221;&#8221;ya göçmüştür. Anadolu&#8221;&#8221;ya gelince, büyük bir mürşid-i kâmil olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">MUHAMMED ÇELEBİ SULTAN</p>
<p style="text-align: justify;">Anadolu&#8221;&#8221;yu aydınlatan meşhûr velilerden. Eğridir&#8221;&#8221;de doğdu ve 1494 (H.900) de orada vefat etti. Babası, Pîrî Halîfe Sultandır. Seyyid olup nesebi yirmi üçüncü batında hazret-i Hüseyin&#8221;&#8221;e ulaşır. Babası Pîrî Halîfe Sultan, mânevî bir işâret üzerine genç yaştayken İran&#8221;&#8221;ın Hoy şehrinden, hocası Şeyhülislâm Berdeî hazretleriyle birlikte Anadolu&#8221;&#8221;ya göçmüştür. <a href="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/2008-09-10_-_KIZILDENIZ_8.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-9490" title="2008-09-10_-_KIZILDENIZ_8" src="http://www.ramazanayvalli.net/wp-content/2008-09-10_-_KIZILDENIZ_8-269x300.jpg" alt="" width="269" height="300" /></a>Anadolu&#8221;&#8221;ya gelince, büyük bir mürşid-i kâmil olan hocası Şeyhülislâm Berdeî&#8221;&#8221;nin kızıyla evlenmiş ve bu evlilikten Muhammed Çelebi Sultan doğmuştur. (Bkz. Berdeî Sultan, Pîrî Halîfe Sultan)</p>
<p style="text-align: justify;">Daha küçük yaşta iken, babasının ziyâretine gelenler içerde iken, ıslahı mümkün olmayan kimselerin ayakkabılarını ters çevirir; iyi kimselerinkini ise düzgünce koyardı. Küçük yaşında günahkar ve sâlih insanı ayırır ve söylerdi. Melekleri görür ve gördüğü şeyleri söylerdi. Babası çarşıdan alınan çörekten yedirince bu hali kırk gün kaybolur kırk gün sonra yine görürdü. Niçin gördüklerini söylüyorsun? dediklerinde, bana; &#8220;Gördüklerini söyle sana zararı yoktur diyorlar.&#8221; derdi. On yaşına kadar bu hali devâm etti.Sonra gizledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Muhammed Çelebi Sultan bir gün Eğridir Gölünün kenarında otururken bir ulak gelip Afşar yolunu sordu. Şeyh ona; &#8220;Afşar, gölün öte yakasındadır. Dolaşıp neylersin. Hemen göl üzerinden yürüyüver.&#8221; dedi. Ulak böyle bir zâtın sözünü severek ve inanarak kabûl edip yürüdü. Suyun üzerinde batmadan gidiyordu.Afşar halkı onun gölün suyu üzerinde yürüyerek geldiğini görerek; &#8220;Hızır mısın?&#8221; diye etrâfına toplandılar. Ulak; &#8220;Bende bir şey yoktur. Karşı yakada bir sultan var onun nefesine uğradım (kavuştum) ve su üstünden yürüyüp geldim!&#8221; dedi. Bu hâdiseye şâhid olan, ulağın sözlerini duyan Afşar halkı, Muhammed Çelebi Sultan hazretlerinin büyük bir velî olduğunu anlayıp muhabbetle sevdiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ramazanayvalli.net/?feed=rss2&amp;p=9446</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
